Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/1813 E. 2008/4960 K. 30.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1813
KARAR NO : 2008/4960
KARAR TARİHİ : 30.10.2008

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı ve davalı vekilince istenilmiş, davacı vekilince duruşma talep edilmiş, duruşma için tayin edilen 21.10.2008 Salı günü davacı vekili Av. … geldi, davalı vekili Av…. geldi, ihbar olunan taraftan gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar Avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştır. Bu kerre dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın sigortalıların çalışanı tarafından danışmanlık hizmeti için gidilen davalı şirkete ait işyerinin araç park yerine bırakılıp kapıları kilitlendikten sonra, anahtarının davalının görevlisine teslim edildiğini, bilahare anahtarın konulduğu masa çekmecesinin kırılarak ele geçirilen anahtar ile park halindeki sigortalı aracın çalındığını açıklayarak, olay nedeniyle sigortalılarına ödenen 37.000,00.YTL.tazminatın ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile Borçlar Kanununun 98/2.maddesi delaletiyle 44.maddesi uyarınca, davalının olayda takdiren % 60 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek 20.970,00.YTL.tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
../…

Gerekçeli karar başlığındaki davalı şirket ünvanının “… Otomotiv San.ve Tic.Ltd.Şti.” olarak yazılmamış olması mahallinde düzeltilebilir nitelikte maddi hata olarak kabul edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Olayda davalı şirkete kasko sigortalı aracın sigorta ettirenin çalışanı tarafından danışmanlık hizmeti için gidilen davalı şirkete ait işyerinin araç park yerine bırakılıp kapıları kilitlendikten sonra, anahtarının davalının görevlisine teslim edildiğini, bilahare anahtarın konulduğu masa çekmecesinin sert bir cisim ile açılarak (kırılarak) ele geçirilen anahtar ile park halindeki sigortalı aracın çalındığı sabit ve çekişmesizdir. Açıklanan bu oluşa göre, sigortalanan araç sigorta ettirenin çalışanı tarafından muhafaza ve dönüşünde kendisine teslim edilmek üzere davalı şirket görevlisine teslim edilmiştir. Bu oluş biçimine göre; hukuksal nitelikçe, davalı şirket ile davacının sigortalısı (halefiyet nedeniyle davacı şirket arasında) arasında Borçlar Kanunu 464 ve izleyen maddeler uyarınca vedia sözleşmesi bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2008 tarih ve 2008/17-299 Esas ve 2008/302 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, somut olayda vedia sözleşmesinin sigortalının … ve muvafakatiyle yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Söz konusu Türk Ticaret Kanunu’nun “Sigorta Ettirenle Sigortadan Faydalanan Kimsenin Kusuru” başlıklı 1278 maddesi, “Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat hiçbir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kasdından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz.” Hükmünü taşımaktadır.

../…

Somut olay bakımından değerlendirildiğinde; bu hüküm, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından kaynaklanmamış olması şartıyla; sigorta ettirenin veya sigortadan faydalananın veya eylemlerinden bu ikisinin hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan hasarların da sigortacı tarafından tazmin edileceğini öngörmekte; ancak, tarafların bunun tersini öngören sözleşme yapabileceklerini belirtmektedir. Dava dışı sigortalı ile davacı sigortacı şirket arasındaki sözleşmede, tersine bir hüküm bulunmadığı çekişmesizdir.
Öte yandan, “Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları”nın “Teminat Dışında Kalan Zararlar” başlıklı A.5-6. maddesi de, sadece, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından taşıta kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararları teminat dışında tutmuş; teminat dışında kalma olgusunu bu hallerle sınırlamıştır.
Yukarıda açıklanan oluşa göre; dava dışı sigorta ettirenin çalışanı tarafından geçici bir süre muhafaza edilmesi için davalı şirket görevlisine teslim edilen aracın çalınması ile sonuçlanan süreçte, dava dışı sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu davalının Türk Ticaret Kanunu’nun 1278 maddesi anlamında kasdi davranışlarından söz edilmesine hukuken olanak yoktur ve esasen böyle bir iddia davacı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Yine, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5-6. maddesinde belirtilen ve zararın teminat dışında kalmasını gerektiren hallerin de somut olayda söz konusu olmadığı açıktır. O halde, davacı sigortacının, sigortalanan araçta oluşan hasar nedeniyle dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalıya rücu etmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle,davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ :Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA, 550.00.YTl duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 319.00.-YTL fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.