YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1851
KARAR NO : 2008/3385
KARAR TARİHİ : 19.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili ve davalı Yavuzlar Elektrik Aydınlatma San ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkiline çarpması sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek, asıl davada 1.000,00 YTL maddi tazminat, birleşen davada ise 25.000,00 YTL işgücü kaybı, 15.000,00 YTL kazanç kaybı ve 25.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Yavuzlar Elektrik Aydınlatma San ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı … davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve sunulan kanıtlara göre, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün % 90, davacının % 10 oranında kusurlu olduğu, kaza sonucunda davacının % 19,2 oranında maluliyete uğradığı ve geçici iş gücü kaybı olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 14.150,35 YTL maddi tazminatının davalılardan,
5.000,00 YTL manevi tazminatın davalılar … ve Yavuzlar Elektrik Aydınlatma Ltd. Şti’nden müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karar, davacı vekili ve davalı Yavuzlar Elektrik Aydınlatma San ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HUMK’nun 388’inci maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HUMK.’nun 389’ncu maddesinde de tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir.
Somut olayda, kısa kararda, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği halde, gerekçeli kararda, maddi tazminatın tüm davalılardan, manevi tazminatın ise davalı … dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olup, verilen karar, kısa karar ile çelişkili ve infazda tereddüt yaratacak şekildedir.
Ayrıca, kısa kararda hükmedilen tazminatın faiz başlangıç tarihi belirtilmeksizin davalılardan tahsiline karar verildiği halde, gerekçeli kararda, maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ve kaza tarihi olan 01.01.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmek suretiyle kısa karar ile ve kendi içinde çelişkili hüküm kurulması da HUMK.nun 388 ve 389’uncu maddesi açık hükmüne uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, kabule göre, davacı vekili müvekkilinin çalışamadığı süre için geçici iş göremezlik tazminatı talebinde de bulunmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından alınan sağlık raporunda davacının 90 gün mutad iştigaline engel olacağını düzenleyen süre esas alınmıştır. Oysa ceza hukuku esas alınarak düzenlenen sağlık
raporunun tazminat davasında esas alınması düşünülemez. Çünkü B.K’nun 46’ncı maddesinde beden bütünlüğü bozulan kişinin çalışamamasından doğabilecek zararı isteyebileceği kabul edildiğinden burada önemli olan çalışamama süresi olduğu halde, ceza hukuku açısından önemli olan kişinin normal bedeni faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli olan süredir. Mahkemece, Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden alınan raporda davacının yaralanmasına bağlı olarak çalışamadığı sürenin 6 ay olduğu belirlendiği halde ceza mahkemesinde alınan rapora göre hesaplamanın yapılması doğru değildir
Ayrıca, davacıya SSK tarafından geçici iş göremezlik nedeniyle 10.558,25 YTL ödeme yapıldığı bildirilmiş, mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan toplam tazminat miktarından bu rakam mahsup edilerek hüküm kurulmuştur. Davacının kaza sonucunda % 19,2 oranında maluliyete uğradığı anlaşıldığına göre SSK tarafından davacıya rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılarak gelir bağlanmış ise ancak bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin hesaplanan daimi iş göremezlik tazminatından mahsubu ile karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru değildir.
3-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine 19.06.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.