YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2654
KARAR NO : 2008/5603
KARAR TARİHİ : 28.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, dava dışı amme borçlusu … San. ve Tic. AŞ. temsilcileri … ve …’ın kamu alacağını karşılıksız bırakmak amacıyla İskenderun 1556 Ada 2 parselde kayıtlı taşınmazı 24.10.1995 tarihinde yapılan ve 26.10.2005 tarihinde tapuya şerh edilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalı …’e sattığını, taşınmazın 21.5.2004 tarihinde kesinleşen ferağa icbar davası sonucu davalı adına tescil edildiğini, edimler arası fahiş fark olduğundan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili; iptali istenen satış vaadi sözleşmesinin 26.10.1995 yılında tapuya şerh edildiğinden ayni hakka dönüştüğünü ve bu konuda kesin hüküm bulunduğunu davanın 6183 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre iptali istenen tasarrufun 24.10.1995 yılında yapıldığı ve tapuya şerh verildiği davanın ise tasarruf tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı tescil kararına ilişkin mahkeme hükmünün tasarruf tarihi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların 6183 sayılı Yasanın 25. maddesine göre aralarında mecburi dava arkadaşlığı olan borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler aleyhine açılması gerekir. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece re’sen nazara alınmalıdır. Bu durumda borçlular … ve …’ın davaya katılması sağlanıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu yönün gözardı edilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 28.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.