Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/3642 E. 2009/354 K. 03.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3642
KARAR NO : 2009/354
KARAR TARİHİ : 03.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki taraflar vekilince istenilmiş, davalı vekilince duruşma talep edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen 3.2.2009 Salı günü davacı … ve davalı … vekili Av. … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar Avukatları dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesiyle, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen kaza sonucunda ağır hasar gördüğünü, sigorta şirketinin 14.750.YTL tazminat ile 4.750.00.YTL sovtaj satımından elde edilecek miktar ile birlikte 19.500.YTL ödeneceğini bildirdiğini; ancak, sigorta şirketinin aracın anahtar teslim fiyatından sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 23.500.YTL’nin, 14.9.2005 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, ayrıca 5.000.YTL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kasko sigorta poliçesinde O km klozunun bulunmadığını, aracın 19.500.YTL piyasa değeri olduğunu, 4.750.YTL hasarlı değerinin tenzili ile çekici ücreti ile birlikte 14.826.YTL ödenmek istendiğini; ancak, davacının kabul etmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 13.250.YTL’nin 14.10.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı … Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. davacıya ait aracın, davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı Vakıfbank Muğla Şubesi’nin dain ve mürtehin olarak poliçede gösterildiği anlaşılmakla, sigortalı araç üzerinde dain ve mürtehinin de menfaati bulunduğundan hasar tazminatını talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle sigortalının talep ettiği tazminat dain ve mürtehinin muvafakati olmadan ödenemez. Buna göre, davanın dain ve mürtehine ihbar edilerek, muvafakati olup olmadığının belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Kabul şekline göre de, davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; taraflar arasındaki poliçe genel şartları gereğince “onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmezse, taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur” hükmü öngörülmüş olmasına göre, davalı … şirketi, meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını, sigorta ettirenin kendisine verilmesini istemedikçe, sigortacı tarafından davacı … ettirenin uhdesinde bırakıp, hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Davacı taraf temyiz dilekçesi ekinde … Sigorta A.Ş tarafından düzenlenen 29.09.2005 tarihli yazı ile aracın bulunduğu servisten … Oto Kurtarma işletmesine teslim edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, sigortalı aracın kimin uhdesinde bulunduğu tespit edilerek aracın sigorta şirketinde olduğunun tespiti halinde davacının hurdanın kendisine verilmesini istemediğine ilişkin beyanı ve davalı … şirketinin cevap dilekçesi ile aracın piyasa değerinin 19.500 YTL olduğunu kabul etmiş olması da gözetilerek, davalının kabul ettiği miktara göre hurda bedeli düşülmeden tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde bilirkişi raporu ile belirlenen miktar üzerinden hurda bedelinin düşülerek karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre, kendini vekille temsil ettiren davacı yararına kabul edilen miktara göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1), nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kabul şekli yönünden de davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 625.00’er TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 3.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.