Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/4304 E. 2009/3114 K. 14.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4304
KARAR NO : 2009/3114
KARAR TARİHİ : 14.05.2009

MAHKEMESİ :Çerkezköy Asliye 1.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde,müvekkili şirkete trafik sigortalı … plakalı aracın … davalı … idaresinde iken … plakalı araçtan inmekte olan … … isimli kişiye çarparak ölümüne neden olduğunu,davalı sürücünün kaza sonrası olay yerinden kaçtığını ve davalı sürücünün alkollü olduğunu açıklayarak,müvekkilince kazada ölenin mirasçılarına ödenen 5.675,74.TL.destekten yoksun kalma tazminatının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ve bilahare vekili,davanın reddini istemişler,diğer davalı ise cevap vermemiştir.
Mahkemece,toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 5.675,74.TL.nın 28.03.2002 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş,hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle sigortaca müteveffanın hak sahiplerine ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu … olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde,yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; yargılama sırasında alınan 28.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği belirtilmiş ise de bu bilirkişi uzman olmadığı gibi,nöroloji uzmanı bilirkişiden alınan 05.06.2007 tarihli rapor ise açıklanan ilkeler karşısında hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde,mahkemece dosyanın HUMK.nun 275.maddesi uyarınca seçilecek ve içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu,diğerleri Karayolları Fen Heyeti veya İstanbul Teknik Üniversitesi gibi kuruluşlardan oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii ile yukarıda söz konusu edilen ilkeler ışığında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin,kazanın meydana gelmesinde alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının,sürücülerin kusur oranlarının saptanması yönünden yeniden rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2-Kabule göre de;
a- Bilirkişi ücretinin TTK.nun 1281.maddesi uyarınca ispat yükü kendisinde olan davacı sigortacı tarafından karşılanması gerekirken, davalı tarafa yükletilmesi,
b- Destekten yoksun kalma tazminatı yönünden oluşan zararın tespiti için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c- Kusur oranları dikkate alınarak tazminatta indirim yapılmaması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 14.05.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.