Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/5165 E. 2009/4272 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5165
KARAR NO : 2009/4272
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kullandığı motorsikletle davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu, müvekkilinin sürekli işgücü kaybına uğrayacak şekilde yaralandığını ileri sürerek şimdilik 40.000-YTL maddi, 15.000-YTL manevi tazminatın, olay tarihinden işleyecek şekilde davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, sorumluluklarının poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın poliçe kapsamı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve … hakkındaki dava, atiye bırakılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamına göre davalılar … ve …. hakkkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalı …Ş. Hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 8.000-YTL maddi tazminatın bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 381. ve 388. maddeleri gereğince, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerekir.
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “Davalı … şirketine yönelik davanın 18.000-YTL’nin yasal faiziyle davalı …Ş.’den alınarak davacıya verilmesine” denildiği halde, gerekçeli kararda “Davalı …Ş.’ye yönelik davanın kısmen kabulü ile 18.000-YTL maddi tazminatın davalı … şirketinden alınıp davacıya verilmesine” denilmiştir. Kısa kararda tazminatın “yasal faizle” ile tahsiline karar verildiği halde, gerekçeli kararda “faiz” ile ilgili bir karar verilmemiştir. Bu durumda, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olup, HUMK’nun 381. Ve 388. maddeleri ve 10.04.1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.06.2009 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.