YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5446
KARAR NO : 2009/1440
KARAR TARİHİ : 16.03.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya kasko sigortalı ve dava dışı … …’a ait araç seyir halindeyken, önden giden başka bir araçtan düşen kalas nedeniyle hasara uğradığını, yapılan ihbara rağmen davalı … şirketinin hasar bedelini ödemediğini, sigortalı aracın tamir işini yapan servis sahibi olan müvekkilinin, sigortalıdan tazminat alacağını temlik aldığını belirterek, 2.759.43 YTL’nın, 11.05.2007 ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin tarafı ve araç maliki olmayan davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, sigortalının hasara ilişkin ilk beyanı ile araç üzerindeki hasarın uyuşmadığını, kaza tutanağı düzenlenmediği gibi sürücünün alkol raporunun da bulunmadığını, … Şartları B.1.1.4 ve B.1.1.5 maddeleri uyarınca, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle zararın teminat dışında kaldığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu ve müvekkilinin ihbar tarihinde temerrüde düşmediğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, dava dışı sigortalı … …’dan sigorta tazminat alacağını temlik aldığı, hasarın sigorta teminatı içinde kaldığı, ancak 1.798.85 YTL toplam tazminat miktarından, TTK.’nun 1293. maddesi uyarınca kaza
tespit tutanağı düzenletmeyen sigortalının, zararı önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yönelik koruma tedbirlerini almaması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 899.43 YTL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen … Şartları A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların, bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre de, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, hasarın teminat kapsamında kaldığı kabul edildiğine göre, sigortalı araç sürücüsü tam kusurlu olsa bile, bilirkişi raporunda tespit edilen hasar bedelinin tamamına hükmedilmesi gerekirken, olaya uygun düşmeyen TTK.’nun 1292. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek %50 oranında kusur indirimi yapılması doğru görülmemiştir.
2- Taraflar arasındaki ilişki, sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Bu tür sözleşmeler, TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işlerden olduğuna göre, avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize karar verilmesi isabetli değildir.
3-… Şartları’nın B.3.1. maddesine göre, sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayarak, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmekle, sigortacı temerrüde düşer. Buna göre, davalı … şirketinin temerrüte düşürülüp düşürülmediği araştırılmalı sonucuna göre, bir karar verilmesi gerekirken dava tarihinden faiz başlatılması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.3.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.