YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5818
KARAR NO : 2009/4196
KARAR TARİHİ : 12.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarparak hasara neden olduğunu ileri sürerek, sigortalısına ödenen miktardan 2.837.50.YTL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Tur. Ltd.Şti vekili, aracın dava dışı bir şirkete uzun süreli olarak kiralandığını, işleten sıfatları olmadığı için sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Kaya davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin aracı kiraya vermesi nedeniyle sorumluluğunun ortadan kalkmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.837.50.YTL’nin 29.12.2004 ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının zamanaşımı def’ini süresinde ileri sürmemesine göre davalı … Tur. Ltd.Şti vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin, işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarakta araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktirinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Davalı … Tur.Ltd.Şti’nin kazaya karışan 34 BV 2349 plakalı aracın maliki olduğu, aracın 24 ay süre ile dava dışı … A.Ş’ne kiralandığı ve aracın kiracı şirketin tasarrufunda iken söz konusu kazanın meydana geldiği ileri sürülmüş ise de, mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadan malikin işleten olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı bu taşıtla beraber iki taşıtı daha dava dışı … A.Ş’ne kiraya verdiğine ilişkin kira sözleşmesi, fatura ve teslim belgesi sunulduğu halde, bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması şarttır. Taraflar arasında düzenlenmiş bir kira sözleşmesi dosyaya sunulmuş ise de, sözleşmede aracın plaka numarası bildirilmediği gibi, aracın kaza tarihi itibariyle ruhsatıda getirtilmemiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde gözönünde bulundurularak, davalı şirket Oto kiralama şirketi olup, aracı dava dışı … AŞ.’ne kiraladığına göre, aracın plakısını gösterir kira sözleşmesi ile ruhsatı getirtildikten sonra taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle de temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı şirkete geri verilmesine 12.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.