Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/10401 E. 2010/2778 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10401
KARAR NO : 2010/2778
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

MAHKEMESİ :Kastamonu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kazada yaralandığını, ileri sürerek, ıslahla birlikte 18.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, limitle ve kusur oranında sorumlu olduklarını ve temerrüde düşürülmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı sigortanın zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 18.000,00 TL tazminatının olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bentler dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kaza sırasında emekli olan davacı için hesaplanan işgücü kaybı emekli maaşı üzerinden belirlenmiştir. Oysa davacı bu maaşı almaya devam edeceğinden, hesaplamanın bunun üzerinden değil, başkaca yaptığı bir iş var ise bu işten elde ettiği gelir üzerinden, çalıştığı başka bir başka iş yok ise bu kez asgari ücret üzerinden hesaplanması gereklidir. Mahkemece, davacı tarafa başkaca yaptığı bir işin bulunup bulunmadığı hususunda ispat imkanı tanınarak, bunun sonucunda açıklandığı şekilde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, TTK’nın 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve olay tarihinde geçerli olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Somut olayda, davalı … bakımında olay tarihinden temerrüt faizine hükmedilmiş olup, açıklanan yasa hükümleri çerçevesinde davalı sigortaya bir başvuru yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
4-Diğer yandan, zarara neden olan araç özel araç olduğundan ve taraflar da tacir olmadıklarından, zararın haksız eyleme dayanmasına göre davada temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken, avans faizine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer üç bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.