Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/10741 E. 2010/2615 K. 23.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10741
KARAR NO : 2010/2615
KARAR TARİHİ : 23.03.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 23.3.2010 Salı günü davacı … vekili Avukat … ile davalı … İth. İhr. ve Paz. AŞ. vekili Avukat … geldiler. Davalı … teks. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … İth. İhr. Paz. AŞ. vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.’nin alacaklısından mal kaçırmak amacıyla İstanbul, Bağcılar Mahmutbey, 2089 Ada, 13 parselde kayıtlı taşınmazını 1.8.2003 tarihinde davalı … İthalat İhracat Paz. AŞ’ne sattığını belirterek tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı borçlu şirket temsilcileri takip konusu borcun ödenmediğini, dava konusu taşınmazın bedelsiz olarak dava dışı Sanko Şirketler grubu içinde yer alan … AŞ’ne devredildiğini belirtmişlerdir.
Davalı … İth. İhr. Paz.AŞ vekili davacı ile borçlu şirket ortağı …’nın yakın akraba olduklarını takip konusu alacağın ve yapılan takibin muvazaalı olduğunu, borçlu şirket ortağı …’nın davacı dışında dört yakın akrabasına daha aynı konuda dava açtırdığını, yirmi yaşındaki
Davacının takip konusu borcu verebilecek ekonomik güce sahip olmadığını taşınmazın satış bedelinin banka havalesi ile ödendiğini, satıştan sonra bina da esaslı tadilatlar yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davacı alacağının gerçek bir alacak olmadığı, muvazaalı olduğu, davanın kötüniyetle açıldığı gerekçesiyle M.K.’nun 22.maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması kuralına aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, davanın dinlenebilmesi için davacının gerçek bir alacağının bulunması diğer bir deyişle tasarrufta bulunan kişinin gerçekten borçlu olması gerekir.
Somut olayda davacı alacağının gerçek bir alacak olmadığı muvazaalı olduğu, davanın kötüniyetle açıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davacı vekili 16.5.2008 tarihli replik dilekçesi ve 11.9.2008 tarihli delil dilekçesinde takip konusu alacakla ilgili olarak açıklamaları yapmış, davalı borçluya gönderilen takip konusu borcun davacının 25.11.1999 tarihinde 30.000 DM çektiği kredi, davacının anne ve babasından (Mesut-Meliha Sarı), 23.7.2001 tarihinde aldığı 40.000 Euro ve kendisine ait 3.000 Euro, dedesi Kazım Sarı’dan 26.10.2000 tarihinde 8.000 DM, 16.11.2000 tarihinde 15.800 DM, 16.4.2002 tarihinde 6.100 Euro, 20.3.2003 tarihinde de 6.300 Euro alınarak gönderildiğini belirtmiştir. O halde davacı vekilinin delil olarak sunduğu davalı borçluya gönderildiği iddia edilen paralara ilişkin Almanca belgeler tercüme ettirilerek bu paraların davacı tarafından temin edildiği tarih ve takip konusu senet tarihinde borçlu şirketin ticari defterleri belgeleri ile banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak alacağın gerçek olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve 750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya
verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.