Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1353 E. 2009/2939 K. 07.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1353
KARAR NO : 2009/2939
KARAR TARİHİ : 07.05.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu aracın trafik kazası ile hasarlanması nedeni ile davalı … şirketine hasar bedelinin ödenmesi için başvurduklarını ancak davalı tarafça sürücünün kaza sırasında alkollü olması nedeniyle hasarın teminat dışı kaldığı belirtilerek ödeme yapılmadığını, aracın onarımının ekonomik olmadığı sovtaj değerinin 4.000,00TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.000,00TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama devam ederken davayı ıslah ederek talebini 9.000,00TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, talebin kasko sigorta poliçesi kapsamı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın alkollün etkisiyle olduğu kanıtlanamadığından davanın kabulüne, 9.000,00TL’nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkiline ait kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin tazminini talep etmiştir.
Kasko sigorta poliçesi taraflar arasında poliçe genel şartları çerçevesinde akdedilen bir sözleşmedir. Poliçe genel şartları gereğince rizikonun teminat dışı kalması için sigortalıya ait araç sürücüsünün sadece alkollü olması yeterli olmayıp, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle oluştuğunun sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait araç sürücüsünün mevcut bulgularla kazanın sürücünün alkol kullanımından kaynaklanıp-kaynaklanmadığını, alkol kulanmış ise olaya etkisinin olup olmadığı hakkında tıbbı bir yorumda bulunulmadığı belirtilmiştir. Bu hali ile bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunup bulunmadığı, mahkemece bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, iki nöroloji uzmanı bilirkişisi ile İTÜ, Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman Makine Mühendisi bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden, aracınn seyir yönü, sinyalizasyon sistemi, çarpışma noktası, aracın hasarlı kısımları değerlendirilerek kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği hususunda yeniden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 7.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.