Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2124 E. 2010/5127 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2124
KARAR NO : 2010/5127
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirket nezdinde kasko sigortalı müvekkiline ait aracın hasarlandığını, ihbara rağmen davalı şirketin hasar bedelini ödemediğini belirterek 13.206,98 TL’nin KDV’si ile birlikte olay tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının Menderes Nehri yatağından aracını geçirirken suların yükseldiğini, aracına su dolduğunu, aracın çamura batması sonucu hasarlandığını bu durumun Kasko Sigortası Genel Şartlarının A-5.6.maddesi hükmü gereğince teminat kapsamında olmadığını, irade dışında gelişmiş bir hal bulunmayıp sigortalının bilerek ve isteyerek aracını nehirden geçirdiğini, olay mahallinin yol olmadığını, hasar bedelinin fahiş olduğunu, olay tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları haraketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Rizikonun gerçekleşmesinde sigorta ettirenin kusurlu davranmış olması halinde bu hal sigorta teminatını etkilemez. Sigortalı, sigorta ettirdiği aracı kasten zarar vermesi halinde sigortacıdan tazminat isteyemez. Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda davacı sigortalı 10.3.2008 tarihinde 2005 model Volkswogen T.porter Pick Up kamyoneti ile aracın içinde ailesi de olduğu halde tarlasına gitmek için nehir yatağından geçerken aracı çamura saplanıp stop etmiş, bu sırada nehir suyu seviyesi yükselerek aracın içine su dolmuş, ve araç hasarlanmıştır. Sigortalının ve keşifte dinlenen tanıkların beyanlarına göre yıllardır nehir yatağı bu tür geçişlerde herkes tarafından kullanılmaktadır. Hatta mahkemece yapılan keşif sırasında da araçların aynı yerden geçtiği gözlemlenmiştir.
bulunan köprüden geçerken DSİ’nin nehir bakım yolunu kullanarakta tarlasına gidebileceğini, zamandan ve mesafeden tasarruf gibi düşüncelerle risk taşıyan kontrolsüz su akışının olduğu nehir yatağının sigortalı ve 3 kişilerce kullanılmasının sigortacının sorumluluğunun gerektirmeyeceği, davacının ve çevredekilerin kullandığı geçiş güzergahının resmiyete haiz yol olmadığı davacının nehrin suyunun azaldığı ve sığlaştığı yerden geçmeye çalışırken aracının stop edip, çamura saplandığı ve hasarlandığı belirtilmiş, mahkemece de , bilirkişi raporunda bildirilen sebeplerden dolayı zararın oluşmasında uygun nedensellik bağının davacının iradi davranışı ile aracını dere yatağına sürmesi şeklinde gerçekleştiği dere yatağının karayolu gibi güvenli ve daimi seyahat etme imkanı vermediğinin bilincinde olması gereken davacının hasar tazmini isteminin bu açıdan hukuka uygun olmadığı hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının tarlasına gitmek için yol yerine civardaki herkes gibi nehir yatağından aracı ile geçmek istemesi kusur yada ağır kusur hali kabul edilebilir ise de, kusurlu veya ağır kusurlu olması, kasko sigortası poliçesi genel şartları A.5 maddesinde sayılan teminat dışı hallerden değildir. Davacının ancak kasten ika eylediği zararlar sigorta teminatı kapsamı dışındadır ki bu hal somut olayda bulunmadığı gibi davalı sigortacı tarafından da davacının kasıtlı olarak aracında hasar meydana getirdiği hususu somut delillerle ispatlanmamıştır. Ayrıca keşif sırasında bile bilirkişi raporuna göre aynı yerden araçlarla geçiş yapılmasına göre kasıt düşünülemez.
Bu durumda mahkemece, davacı aracında meydana gelen hasarın kasko sigortası poliçesi teminatı kapsamında kaldığının kabulü ile araçta oluşan hasar miktarı yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.