YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2229
KARAR NO : 2009/4631
KARAR TARİHİ : 25.06.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesi ile, Söke İcra Müdürlüğünün 2008/1239 Esas sayılı dosyasından haczedilen …plakalı aracı 18.09.2007 tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile davacı 3.kişi tarafından borçludan satın alındğını, dava konusu haczin satış tarihinden sonra araç kaydına işlendiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının satışa rağmen aracı adına tescil ettirmediğini ve davanın açılmasına neden olmadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, dava konusu aracın davacı tarafından araç kaydına haciz konulmadan önce noterde düzenlenen sözleşme ile satın alındığı, trafik kaydının davacı 3.kişi adına devrinin idari işlem olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa 22.11.2008 tarihli oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve Kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Gerçekten, kısa kararda davalı alacaklının davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verildiği halde, gerekçeli kararın 3.bendinde aynı açıklama yapılmasına rağmen 4. Ve 5. bentlerinde davalı alacaklı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilerek hem kısa karar ile gerekçeli karar aykırılığı ,hem de gerekçeli kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının bentleri arasında aykırılık oluşmuştur.
Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 günü ve 991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüne ve bozma nedenine göre diğer hususlar incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 25.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.