Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2336 E. 2009/5343 K. 14.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2336
KARAR NO : 2009/5343
KARAR TARİHİ : 14.09.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin murisi … ‘nın kullandığı, davalıya kasko sigortalı aracın 3.4.2003 tarihindeki kaza nedeni ile hasara uğradığını ve … ‘nın bu kazada vefat ettiğini sigorta şirketi tarafından hasar ve ölüm tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 6.750.-TL hasar bedeli ile 3.000.-TL ölüm tazminatı toplamı olan 9.750.-TL’nin olay tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini, rizikonun teminat dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 15.1.2007 tarih ve 2005/13456-2007/133 sayılı ilamıyla rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, başka unsurların rol oynayıp oynamadığının tespit edilmesi gerektiği belirterek bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, trafik kazasının salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği, dolayısıyla kasko poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK’nun 48.maddesinde; alkollü içki almış olmaları nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5.maddesinde; tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte KSGŞ’nın A.5.5.maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç kullanma yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlemesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, K.T.Yönetmeliği’nin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmün tekrarlandıktan ve uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmün dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer
bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında, sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçeklemediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı aksi halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK’nun 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713)
Kaza tesbit tutanağında kazaya karışan dava dışı … plakalı aracın önünden geriye dönüş yapmak isteyen davacı taraf sürücüsü …’nın doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmaktan asli, aynı yönde hızlı seyrederek kazanın oluşumunda etkisi bulunduğu anlaşılan dava dışı araç sürücüsü …’na KTK’nun 47/1-d maddesine aykırı hareket etmekten tali kusur verilmiştir.
Yargıtay bozmasından sonra içinde nörolog doktorun da bulunduğu heyetten alınan 26.10.2007 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacı taraf sürücüsünün kaza anında %84 promil alkollü olduğu ve bu oranın trafik kazasına yol açabilecek düzeyde olduğu belirtildikten sonra, kazaya karışan … plakalı karşı otomobilin hızının, gece, yağmurlu hava ve ıslak yol için yüksek olduğu, aracın tedbirsiz ve dikkatsiz kullanılması nedeniyle çarpışmada darbe
etkisinin yüksek olduğu belirtilerek … plakalı araç sürücüsüne %35, davacı taraf sürücüsüne %65 kusur verilmiştir. Daha sonra alınan 15.9.2008 tarihli bilirkişi raporunda da davacı taraf sürücüsünün doğrultu değiştirme manevralarının yanlış yapmaktan %65, … plakalı otonun %35 kusurlu olduğu, kazanın sürücünün münhasıran alkollü olmasından meydana gelmediği belirtilmiştir.
Kaza sırasında davacı taraf sürücüsünün 84 promil alkollü olduğu saptanmış ise de, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisiyle oluşması ve kazanın meydana gelmesinde başka etmenlerin bulunmaması gerekir. Bilirkişilerce de kabul edilen kazanın oluşum biçimi incelendiğinde, davacı sürücüsünün tek başına kazaya sebebiyet vermediği, dava dışı sürücünün de ikinci derece (%35) kusurlu davranışı ile olaya katılımda bulunduğu dolayısıyle kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, davacı taraf aracınde meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken, reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24.9.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.