Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/237 E. 2009/2180 K. 07.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/237
KARAR NO : 2009/2180
KARAR TARİHİ : 07.04.2009

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ
ESAS 2009 KARAR
237 2180

Davacı … Şirketi 7.665.50 YTL’nin davalı …’e ve diğer davalılardan tahsili amacıyla açtığı dava hakkında Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.6.2002 gün ve 2004/433E – 2007/734K sayılı kararı ile … … … yönünden reddine, 1.825YTL’nin … … Kanburoğlu’ndan tahsiline dair verilen karar davacı ve davalı … vekilinin temyiz istemi üzerine Dairenin 1.5.2008 gün ve 2007/5621E – 2008/2244K sayılı kararı ile … … Kanburoğlunun temyiz itirazının red davacı yönünden, hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalı … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek, davalının kusur oranına isabet eden 7.665,00 YTL’sı tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili aracın kaza tarihinde kiraya verilmiş olduğunu işleten olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı … şirketinden poliçe bedelinin tahsil edilmiş olması nedeniyle davacı tarafından takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına, davalı … hakkında açılan davada ise aracın kiraya verildiği anlaşıldığından işleten sıfatı bulunmadığından bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından, reddine, 1.825 YTL’nin davalı … … …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … … … ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizce yapılan inceleme sonunda davalı … … …’nun temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içerisinde davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Davalı … zarara neden olan aracın maliki olup, olay tarihinde aracı dava dışı … …’na kiralamış olduğundan işleten sıfatının kalmadığı gerekçesi ile hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı …’in işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yöndenden bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarakta araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktirinde, gerekse
Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.

Somut olayda, davalı tarafından aracın dava dışı … …’na kiralandığını dolayısıyla işleten sıfatının kalmadığına dair savunması adi yazılı kira sözleşme fotokopisine dayanmaktadır. Mahkemece, işleten sıfatının bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, davalı bu savunması başka güçlü ve yazılı delillerle kanıtlanmış olması gerekir. Bu yönde yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde gözönünde bulundurularak, davalı aracını dava dışı … Kanburoğlu’na kiraya verdiğine göre, öncelikle aracın kaza tarihi itibariyle ruhsatı ve okunaklı kira sözleşmesinin bir suretinin getirtildikten sonra, kira sözleşmesinde özel halk otobüsü hat kira sözleşmesi yazılı olduğundan, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin belediye, maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın husumet yönünden reddi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekirken, önceki kararın yazılı şekilde bozulmuş olması isabetli olmadığından, karar düzeltme istemi bu nedenle HUMK.’nun 440-442 maddeleri uyarınca kabul edilmeli ve karar yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 1.5.2008 tarih, 2007/5621E. 2008/2244K sayılı bozma kararının 2. bendinin kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, tashihi karar peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen … … …’e geri verilmesine 7.4.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.