Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2710 E. 2009/2908 K. 07.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2710
KARAR NO : 2009/2908
KARAR TARİHİ : 07.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar … ve … … tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı borçlu …’ın alacaklısından mal kaçırmak amacıyla Babaeski, Karahalil, Karakese 816-2939-3180 ve 3293 parselde kayıtlı taşınmazların 69/280 hissesi ile 5970 parselin tamamını 1.11.2002 tarihinde eniştesi olan davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiş, 11.4.2007 tarihli dilekçesi ile de dava konusu 816-2939-3180 ve 3293 parselde kayıtlı taşınmazların 69/280 hissesinin davalı …’a değil, borçlu tarafından kardeşi …’a satıldığını belirterek, Şakir’in davaya dahil edilerek tasarrufların iptalini istemiştir.
Davalı …, ceza dosyası kesinleşmeden tazminat istenemiyeceğini, …’ın eniştesi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … …, dava konusu 5970 nolu taşınmazı icra takibinden önce ve bedelini ödeyerek satın aldığını, borçlunun kızkardeşiyle evli olduğunu, satış bedeli olarak borçlunun ameliyat giderlerini karşıladığını ve ayrıca elden de 3.000 YTL ödediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı …, borçluya ait hisseleri kardeşi olması nedeniyle ve bedelini ödeyerek aldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davalı borçlu ile kardeşinin eşi olan davalı … arasında 1.11.2002 tarihinde yapılan Karahalil Köyü, 5970 parselle ilgili tasarrufun yakın akrabalık nedeniyle İİK 278/3-1 bendi gereğince davacının alacağı ve fer’iyle sınırlı olmak üzere iptaline, davanın açıldığı tarihte dava konusu Karahalil Köyü 816-2939-3180 ve 3293 sayılı parsellerdeki hisselerin borçlu tarafından dahili davalı …’a satıldığı, davanın ise davalı sıfatı bulunmayan …’a yöneltildiği, dava açıldıktan sonra davalı sıfatına sahip üçüncü kişiye karşı davaya devam edilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı … hakkında 816-2939-3180-3293 sayılı parsellerle ilgili açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi çin borcun iptali istenen tasarruftan önce doğması dava önşartıdır.
Somut olayda takip konusu borç, 2.10.2001 tarihli haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olduğundan, tazminat davasının kesinleşme tarihinin borcun doğum tarihi olarak kabulü mümkün olmayıp borç, 2.10.2001 tarihindeki haksız fiil ile doğmuştur. Dolayısıyla davalıların borcun doğumuna ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir,
İİK 278. madde gereğince borçlunun bağışlama ve izinsiz tasarruflarının bu madde uyarınca alacaklı tarafça iptal davasına konu edilip geçersiz sayılabilmesi için gerekli koşullardan birisi haciz veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle aciz veya iflasın açılması tarihinden geriye doğru ve borcun doğum tarihi ile sınırlı olarak iki yıl içinde yapılmış olmasıdır.
Somut olayda davalı sorçlu hakkında 26.4.2006 tarihinde başlatılan icra takibinde aciz belgesi 22.1.2007 tarihinde düzenlenmiş olup, iptali istenen tasarruf 1.11.2002 tarihinde yapıldığından, İİK 278/1-2 maddesinde öngörülen 2 yıllık sürenin geçtiği dolayısıyla İİK 278/3-1 maddeler gereğince tasarrufun iptale tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, yasanın 280/1 maddesi malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklısına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kestının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğini; ancak işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gereğini düzenlemektedir.
ikinci fıkraya göre de; 3. kişi borçlunun karı veya kocası, alt veya üst soyu, 3. dereceye kadar kan ve sıhri hısımı ise borçların birinci fıkrada açıklanan durumunu bildiği kabul edilir.
Somut olayda davalı 3. kişi …, borçlunun kayınbiraderidir. Dolayısıyla 2.10.2001 tarihli borcun doğumundan sonra, 22.1.2007 tarihli aciz belgesiyle aciz halinde olduğu anlaşılan ve hakkında 1.11.2002 tarihli tasarruftan sonra 5 yıl içinde (26.4.2006) icra takibi yapılan borçlu ile onun mali durumunu ve zarar verme kastıyla hareket ettiğini bilen kayınbiraderi davalı … arasındaki tasarrufun İİK 280/1-2 maddesi gereğince iptali gerekirken İİK 278/3-1 maddeleri gereğince iptali doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hüküm gerekçesinin yukarıda açıklandığı üzere HUMK’nun 438/VII. maddesi gereğince davalı borçlu ve … Yönünden düzeltilerek ONANMASI gerekmiştir.
Kabule göre de; İİK 282. maddesi gereğince tasarrufun iptali davası borçlu ile onunla hukuki işlemde bulunan veya borçlunun kendisine ödeme yaptığı kişiler ile kötüniyetli 3. kişilere karşı açılır. Bu kişiler arasında yasadan kaynaklanan zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan alacaklı davasını bu kişilere yönetmek zorundadır. Zorunlu dava arkadaşlığı olan hallerde dava dilekçesinde davalı gösterilmeyen kişinin ayrıca dava edilmesine gerek yoktur. Davalı gösterilmeyen zorunlu dava arkadaşına dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatini bildirir açıklamaları davetiye tebliğ edilmek suretiyle davaya katılması sağlanmalıdır. Bu yasal zorunluluğu, hakimin kendiliğinden göz önünde bulundurması gerekir.
Somut olayda, dava konusu 816-2939-3180-3293 parsel nolu taşınmazlardaki 69/280 hisse, davalı borçlu tarafından kardeşi …’a satılmış ve bu parseller yönünden de tasarrufun iptali istenmiştir. Başlangıçta … davalı olarak dava dilekçesinde yer almamış ise de 11.4.2007 tarihli dahili dava dilekçesiyle davaya dahil edilmiş ve adı geçen davalı duruşmalara katılarak savunmasını yapmıştır. O halde İİK 282. madde gereğince taraf teşkili sağlandığından ve borçlu ile kardeşi … arasındaki hisse satışına ilişkin tasarrufun da iptali istendiğinden, bu parsellerle ilgili olarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, dava açıldıktan sonra davalı sıfatına sahip 3. kişiye karşı davaya dava edilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı … hakkında 816-2939-3180-3293 sayılı parselle ilgili davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru
değil ise de bu husus temyiz edenlerin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, hükmün gerekçe yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’a geri verilmesine aşağıda dökümü yazılı 376.60 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 7.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.