Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/3372 E. 2009/5313 K. 14.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3372
KARAR NO : 2009/5313
KARAR TARİHİ : 14.09.2009

MAHKEMESİ :Milas Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazlarını davalı ve dünürü …’e satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, satış bedelleri ile gerçek değerler arasında fahiş fark bulunmadığı ve davalılar arasında akrabalık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değil-
dir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştı (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) Genel olarak, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olaya dönüldüğünde, davalıların İİK 278/II.maddesinde sözü edilen derecede akraba oldukları hususu taraflar arasında ihtilafsızdır.
İİK’nın 278/2 bendinde, karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarrufların batıl olduğu belirtilmiştir. Ayrıca İİK’nın 280/II fıkrasında da, üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiğinin farz olunacağı bunun hilafının üçüncü şahıs tarafından ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, iptali istenen tasarruflarda davalı … tarafından taşınmazların tamamına bu taşınmazların bazıları üzerinde bulunan ipotekler de nazara alındığında 41.200 YTL ödendiği ancak bu taşınmazların aynı gün yapılan satış tarihindeki gerçek değerleri toplamının 97.500 YTL olduğu böylece bedeller arasında aşırı fark bulunduğu görülmektedir. İİY’nın 278/2 maddesi hükmüne göre edimler arasındaki aşırı fark bağışlama hükmünde olup, yapılan tasarruflar iptale tabidir. 3.kişi tarafından taşınmazların tasarruf tarihindeki bilirkişice belirlenen gerçek değerlerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı hallerde 3.kişinin iyi niyet iddiasıda dinlenmez.
Hal böyle olunca davanın yazılı gerekçelerle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14/09/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.