Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/346 E. 2009/2879 K. 07.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/346
KARAR NO : 2009/2879
KARAR TARİHİ : 07.05.2009

MAHKEMESİ :Burdur Asliye 1.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkete İhtiyari Mali Mesuliyet sigortalı olan aracın … … idaresinde iken park halindeki üç araca çarparak hasar verdiğini, karşı araç zararlarının trafik sigortasını temin eden dava dışı … Sigorta tarafından poliçe limiti dahilinde karşılandığını, davalı … şirketinin ise hasar talebini red ettiğini, karşı araçların bakiye zarar bedellerinin davalı şirketçe ödenmeyeceğini anlayınca, bu miktarları müvekkilinin ödediğini açıklayarak, 6.270,30.TL. Sigorta tazminatının 30.05.2004 ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesini temin etmiş olduklarını, ancak … alkollü olduğundan hasarın teminat dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, araç sürücüsünün olay sırasında alkollü oluşu ve olayın alkolün etkisi ile meydana gelmiş olması nedeniyle, hasar teminat dışında kaldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişi araçlarına verilen hasar nedeniyle davacının kendisinin ödediği hasar bedeli için kendi İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasına rücu istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 4.c maddesinde; Aracın, alkollü içkilerin etkisi altında olup güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan veya uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış kimseler tarafından sevk ve idare edilmesi halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin taleplerin sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 4.c maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde,yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü
TTK’nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; yargılama sırasında nörolog bilirkişiden alınan 24.01.2006 tarihli raporda “olay anındaki alkol oranının kesin belli olması için adli hekime başvurulması gerektiği” belirtilmiş, içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu 27.11.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sürücünün kaza anında 0.71 promil alkollü olduğu belirtilmiş ise de, ”bu alkol düzeyinin kusurlu davranışa neden olabileceği” şeklinde kanaat belirtilmiştir. 18.04.2007 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi ise uzman olmadığından alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, mahkemece aynı olaydan dolayı davacı … Sigortanın davalı … Gıda Ltd. Şti. Aleyhine açmış olduğu trafik sigorta poliçesi nedeniyle rücu davasına ilişkin Burdur Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 2005/717 Esas sayılı dosyasının da dosya içerisine konularak, mevcut kaza tespit tutanağı, tanık beyanları, alkol raporu, hastane kayıtları, oluş şekli ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilmek üzere, ikisi nöroloji uzmanı, diğeri de İstanbul Teknik Üniversitesi ya da Karayolları Fen Heyeti gibi kuruluşlardan oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii ile yukarıda söz konusu edilen ilkeler ışığında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, kazanın meydana gelmesinde alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının, sürücülerin kusur durumlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden yeniden rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 07.05.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.