YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3685
KARAR NO : 2009/8160
KARAR TARİHİ : 08.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın, davalı şirket tarafından işletilen lokanta önüne diğer davalının park etmek için anahtarını aldıktan sonra çalındığı, araç bedelinin sigortalıya ödendiği, ancak ödenen tazminatın rücuan tahsili için davalılar alyhine yapılan icra takibinin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek,itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili ile diğer davalı arasında işçi, işveren ilişkisi bulunmadığını, otopark hizmeti verilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davacının kusurlu davranarak aracını otopark yerine lokanta önüne park ettiğini, müvekkilinin kusurlu olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplana kanıtlara göre, davalılar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunun kanıtlanamadığı, çalınan yerin otopark değil, umuma ait yol olduğu ve aracın çalınma şeklinin hırsızlık olmayıp, emniyeti suistimal olması nedeniyle zararın teminat dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafından kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalanan aracın, davalı şirket tarafından işletilen lokanta önüne, yine diğer davalı lokanta çalışanı tarafından park edildikten sonra çalındığı iddia edilmiştir. Davalı şirket ise, otopark hizmeti vermediklerini ve davalı …’nun şirket çalışanı olmadığını bu nedenle sorumlu tutulamayacaklarını savunmuştur.
Sigortalı aracın lokanta önüne davalı … tarafından park edildikten sonra çalındığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı …’in, şirket çalışanı olup olmadığı ve şirket ile sigortalı arasında vedia(saklama) akdi kurulup, kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, her ne kadar, aracın emniyeti suistimal suretiyle çalındığı, bu nedenle teminat kapsamı dışında bir ödeme yapıldığından, ödenen tazminatın davalılardan rücuan talep edilemeyeceği de gerekçe olarak gösterilmiş ise de, emniyeti suistimal suçundan söz edebilmek için, aracı ya da anahtarı teslim alan kişi tarafından çalınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, bu durumdan söz edilebilmesinin mümkün bulunmamasına göre, mahkemenin bu gerekçesi yerinde bulunmamıştır.
Mahkemece, vedia akdinin oluşmadığı, aracın otoparktan değil yoldan çalındığı bu nedenle davalıların sorumlu tutulamayacağı yönündeki davalı savunmasına itibar edilmiştir. Oysa, sigortalı araç, malikinden davalı … tarafından teslim alınmış ve lokantanın önüne park edildikten sonra çalınmıştır. Davalı lokanta işleteni şirket, her ne kadar …’in kendi çalışanı olmadığını, otopark hizmeti verilmediğini savunmuş ise de, olaydan hemen sonra alınan beyanlarda, sigortalı malik, aracını her zamanki gibi lokantada çalıştığını bildiği …’e teslim ettiğini beyan etmiş, … de aynı şekilde lokantada otopark görevlisi olarak çalıştığını, gelen müşterilerin araçlarını park ettiğini ifade etmiş, yine lokantada sorumlu müdür olarak çalışan …da, …’un lokantada çalıştığını ifade etmiştir. Olaydan hemen sonra alınan ve birbiri ile uyumlu bu beyanlar karşısında,
uygulamasına sıklıkla rastlandığı üzere, her ne kadar aracın park edildiği yer otopark değil yol üzeri ise de, lokanta işleteni şirketin, gelen müşterilerine otopark hizmeti verdiği, müşterilerine verdiği bu güven nedeni ile araç anahtarını teslim alıp, araçları park ettikleri ve sonra yine teslim ettikleri, bu nedenle müşteri ve şirket arasında BK’nun 463 ve devamı madde lerinde düzenlenmiş olan vedia (saklama) sözleşmesi kurulmuş olduğunu kabul etmek gerekir.
Bu durumda, davalı şirketin saklama borcunu yerine getirmediğinden sorumlu tutulması gerekir. Açıklanan nedenlerle davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.