Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/3907 E. 2009/6313 K. 13.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3907
KARAR NO : 2009/6313
KARAR TARİHİ : 13.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.10.2009 Salı günü davacı … … Sigorta AŞ vekili Avukat … geldi, davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu araca davalının işleteni- sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması nedeni ile sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin müvekkilince sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 17.340,00 YTL tazminat tutarının TTK’nun 1301’inci maddesi uyarınca davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Güneş Sigorta A.Ş vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın verilen kesin süreye rağmen delillerini sunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
HUMK’nun 163.maddesinde, “kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıp olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, HUMK’nun 163.maddesi hükmüne göre, kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi bakımından, ülke koşulları ve hayatın gerçekleri gözönünde tutularak, taraflara yüklenen yükümlülüklerin birer birer açıklanması, masrafların kalem kalem bildirilmesi ve tarafların yapacağı işlevlerin duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olarak belirlenmesi, kesin süre verilen tarafa, süreye uymadığı takdirde davasının bu nedenle reddedileceği konusunda uyarılması gerekir. Yargıtay’ın uygulaması da bu yöndedir. (HGK 25.6.1975-1-1560/837, HGK 18.2.1983-1-1284/141, HGK 24.6.1992-14-296/395, HGK 10.10.2001-14-940/709)
Somut uyuşmazlıkta, ilk celse de, davacı vekiline delillerin sunulması için bir kez süre verilmiş ve sürenin kesin olduğu ihtar edilmiştir. Verilen süre yapılması gereken işler için yetersiz kabul edilebileceği gibi, bir sonraki duruşmaya katılan davacı vekili, delillerin sunulduğunu ancak, başka bir dosyada olabileceğini beyan ettiği halde bu husus da araştırılmaksızın davanın kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. O halde yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında, verilen sürenin HUMK’nun 163.maddesinin özüne uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 625.00.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.