YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/41
KARAR NO : 2009/2897
KARAR TARİHİ : 07.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairenin bozma ilamında …’ın davaya dahil edilmesi gerektiği vurgulanmış; mahkemece bozma ilamına uyularak … davaya dahil edilmiş ancak adı geçen davalı savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu 1947-1948-1949 parsel nolu taşınmazların davalı …’ın da hissedarı olduğu … Ltd. Şti. tarafından 5.7.2005 tarihinde …’a devredildiği, ancak bu kişinin davalı borçlunun eski eşi … Ana … ile aynı kişi olmadığı dolayısıyla dava konusu parseller yönünden davacının borcun senedin tanzim tarihinden önce doğduğu iddiası doğru olsa bile muvazaanın olmadığı, borçlu ile davalı eski eşi … arasındaki … Ltd. Şirketine ait hisse devrinin ise taraflar arasındaki boşanma sonucu nafaka, maddi ve manevi tazminat karşılığı devredildiği 27.6.2005 tarihli tasarrufun 25.7.2005 tanzim tarihli senetten önce yapıldığı, borcun doğum tarihinin senet ve tasarruftan önce olduğuna dair kredi kartı ekstreleri ile takibe konu senet arasında bir bağlantı olmadığı, davacıya hatırlatılan yemin teklifinin davacı tarafından kullanılmadığı, hisse devirleri konusunda da davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptaline ilişkindir. Yasanın 282. maddesine göre iptal davasının borçlu ve borçlu ile hukuki ilişkide bulunan 3. Kişiler ile kötüniyetli diğer kişiler aleyhine açılacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda icra takibi borçlu … adına yapılmış ve kesinleşmiştir. Dolayısıyla iptali istenen tasarrufların da hakkında icra takibi yapılan borçlu tarafından yapılmış olması gereklidir. Dava konusu 1947-1948-1949 parsel nolu taşınmazlar, dava dışı … İnş. ve Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait olup 25.5.2005 tarihinde dahili davalı …’a satılmıştır. Yani burada borçlu …’ın tasarrufun tarafı olmadığı, adı geçen şirket hakkında da yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de sonucu itibarıyla red kararı doğru olduğundan, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2-1. Bentte açıklanan ret gerekçesine göre, davalı … yararına AAÜT’nin 7. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti yerine nisbi vekalet ücreti takdiri hatalı olup hükmün, vekalet ücreti yönünden bozulması gerekmiştir.
3-Davalı borçlu dava konusu şirket hisselerini 27.6.2005 tarihinde eşi davalı …’a satmış, 5.7.2005 tarihinde de boşanmıştır.
Mahkemece 27.6.2005 tarihli iptali istenen tasarrufun 25.7.2005 tarihli borçtan önce doğduğu, borcun doğum tarihinin senet ve tasarruftan önce olduğuna dair kredi kartı ekstreleri ile takibe konu senet arasında bağlantı olmadığı, hisse devrinin boşanma davası sonucu nafaka ve tazminat karşılığı verildiği belirtilerek dava reddedilmiş ise de varılan sonuç delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacıların murisi … ile davalı borçlunun yakın arkadaş oldukları, davalı borçluya ait … ve … adında iki benzin istasyonu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı; borcun kaynağını kendisine ve eşine ait kredi kartlarıyla borçluya ait benzin istasyonlarından mal alınmış gibi işlem yapılarak borçluya banka aracılığıyla para aktarımı olduğunu beyan etmiş; davalı borçlu da isticvap beyanından davacıya ait banka ekstrelerinden kendi şirketlerinden alışveriş yapıldığını ve para çekildiğini; ancak, şirket işleriyle muhasebecisinin ilgilendiğini beyan etmiştir. Borçluya ait işyerinde 1997-2004 yılları arasında muhasebecilik yapan tanık …, davalı borçlunun davacıya ait Akbank ve Garanti Bankasına ait kredi kartlarını işyerindeki post cihazında, kullandığını ifade etmiş, tanık … de benzer ifade vermiştir. Delil olarak sunulan kredi kartı ekstrelerinden 1.12.2004 tarihinden 24.6.2005 tarihine kadar yaklaşık 7 aylık süre de 36.050.00 YTL muris …’in, 25.1.2005 tarihinden 23.5.2005 tarihine kadar da (4 aylık sürede) murisini eşi …’in kredi kartlarıyla 26.400.00 YTL’lik borçluya ait benzinlikten mal alındığı gözükmektedir. Davacı ile davalı borçlu arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı, bir ailenin yaklaşık 7 ayda 60.000.00 YTL’lik benzin kullanmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kendi işyerinden bu kadar kısa sürede alışveriş yapılan bir tacirin yakın arkadaşının yaptığı bu alışverişinin mahiyetini bilebilecek durumda olması gerektiği, dinlenen taraf ve tanık beyanlarından da takip konusu senedin davacı ve eşine ait kredi kartı ekstreleriyle para kullanımı sonucu borçlu tarafından davacıya verildiğinin, dolayısıyla borcun senet tanziminden ve tasarruftan önce 1.12.2004 tarihinde doğduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesis isabetli görülmemiştir.
Mahkemenin diğer red gerekçesine katılmakda mümkün değildir. İptali istenen hisse devri 5.7.2005 tarihli boşanmadan önce Salihli 2. noterliğinin 27.6.2005 tarihli sözleşmesi ile yapılmıştır. Kaldı ki taraflar boşanmış olmasına rağmen boşanan eş halen kocasına ait soyadını kullanmakta 9.11.2005 tarihli haciz tutanağında da anlaşılacağı üzere boşanmadan önce birlikte oturulan ve borçlunun kardeşine ait evde oturmakta olup bu durum, boşanmanın mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olduğunun bir göstergesi olarak kabulünü gerektirir.
O halde mahkemece borcun 1.12.2004 tarihinde doğduğu, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği ve 6.2.2007 tarihli aciz vesikasının da sunulduğu gözönüne alınarak, davalı borçlu ile boşandığı eşi davalı … arasında yapılan ve İİK 278/1-2 madde kapsamında bağış hükmünde; 280/1-2 madde kapsamında da alacaklıya zarar verme amacıyla yapılan tasarruf olması nedeniyle dava konusu hisse devrine ilişkin tasarrufun davacının alacak ve fer’iyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 7.5.2009 tarihinde oybirliğiyle kara verildi.