Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/4793 E. 2009/8250 K. 10.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4793
KARAR NO : 2009/8250
KARAR TARİHİ : 10.12.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile katılım yoluyla da davalı … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın müvekkiline ait araçla çarpışması sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ve aracında hasar oluştuğunu ve ayrıca manevi zarara uğradığını ileri sürerek, araç hasarı ve tedavi gideri olarak toplam 3.131,61.TL.maddi tazminat ile 2.000,00.TL.manevi tazminat ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.256,61.TL.alacağın tahsili için davalılar aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ve diğer davalı şirket vekili ile davalı … davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile davalıların Kartal 4.İcra Müdürlüğünün 2006/29 Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazların 1.029,99.TL.maddi tazminat yönünden kısmen itirazın iptali ile, manevi tazminat yönündeki
itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile katılım yoluyla davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özelikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin itirazları yönünden;
Mahkemece, manevi tazminat yönünden kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığından ve takibin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava haksız eylemden kaynaklandığına göre, davacı uğradığı zararlarını açacağı bir tazminat davası ile isteyebileceği gibi, mahkeme kararına ihtiyaç olmadan ilamsız icra takibi yoluyla da isteyebilir. Bu şekilde İcra ve İflas Yasasının 42 ve devam eden maddelerine göre, yapılan ilamsız icra takibine itiraz edilmesi halinde takip kendiliğinden duracağından, aynı yasanın 67. maddelerine göre süresinde itirazın iptali davası açılması halinde, mahkemenin genel hükümlere göre işin esasını incelemesi ve manevi zararın varlığının anlaşılması halinde, belirleyeceği manevi tazminat miktarına göre de itirazın iptaline karar vermesi gerekir. Diğer bir anlatımla, itirazın iptali davası özel usule tabi bir dava çeşidi olup, mahkemece işin esasının genel hükümler uyarınca incelenerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat talebi yönünden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-) Davalı … vekilinin itirazları yönünden;
Davacının tedavisine ilişkin olarak dosyaya sunulan harcama belgeleri (hastane evrakları, faturalar vs) değerlendirilerek, yapılan harcamaların, trafik kazası sonucu oluşan yaralanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, özel hastanede yapılmış olan harcamaların makul miktarda olup olmadığı ve buna göre davacının yaptığı toplam tedavi giderinin belirlenmesi konularında uzman doktor bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüne, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz edenler yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ve davalı … şirketine geri verilmesine 10.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.