Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/4882 E. 2009/9058 K. 28.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4882
KARAR NO : 2009/9058
KARAR TARİHİ : 28.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin malik ve sürücüsü olduğu araç ile davalılardan…nın malik, …’ın sürücüsü olduğu aracın çarpışması sonucu, müvekkili …’ın yaralandığını ve davacı aracının hasara uğradığını belirterek, davacı …’ın işgücü kaybı ve tedavi girerleri için 3.300.00 YTL maddi ve 4.000.00 YTL manevi tazminatın, davacı …’in aracındaki hasar bedeli olarak da 3.500.00 YTL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
Davalı …, duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Davalı … vekili, duruşmaya katıldığı halde davaya cevap vermemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davalı tarafa ait araç müvekkili şirkete trafik sigortalı olup, tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında kaldığını, diğer araca ilişkin müvekkili şirket nezdinde düzenlenmiş bir poliçe bulunmadığını ve davadan önce kendilerine başvurulmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kusur ve hasarın tespiti için oluşturulan keşif ara kararı gereğince, verilen kesin süre içinde davacı vekilinin keşif ulaşım giderini yatırmadığı gibi, keşif günü araç da temin edilmediği ve keşif başvurusu yapılmadığı, karşı taraf için müktesep hak oluştuğundan, kesin süreden sonra aynı işlem için davacı vekiline yeniden süre verilemeyeceği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.’nun 163.maddesinde; “Kanunun tayin ettiği müddetler kat’idir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim, tayin ettiği müddetin kat’i olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, HUMK’nun 163.maddesi hükmüne göre, kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi bakımından, ülke koşulları ve hayatın gerçekleri göz önünde tutularak, taraflara yüklenen yükümlülüklerin birer birer açıklanması, masrafların kalem kalem bildirilmesi ve tarafların yapacağı işlevlerin duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olarak belirlenmesi, kesin süre verilen tarafa, süreye uymadığı takdirde davasının bu nedenle reddedileceği konusunda uyarılması gerekir. Yargıtay’ın uygulaması da bu yöndedir. (HGK 25.6.1975-1-1560/837, HGK 18.2.1983-1-1284/141, HGK 24.6.1992-14-296/395, HGK 10.10.2001-14-940/709)
Somut olayda, deliller toplanmadan keşif kararı verilmiş, tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi için tebligat çıkartılmamıştır. 23.12.2008 tarihli ara kararında, keşif icrası için verilen sürenin yukarıdaki açıklamalar ışığında usulüne uygun bir kesin süre olmadığının kabulü gerekmektedir. Kaldı ki, somut olaydaki gibi davacı vekilinin keşif ulaşım giderini verilen sürede yatırmamış olması ve keşif başvurusu yapılmaması, davanın bu nedenle reddini değil, artık bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılması sonucunu doğuracak olup, tarafların gösterdikleri diğer deliller toplanarak sonucuna göre, bir karar verilmesi
gerekeceğinin de göz önüne alınmamış olması nedeniyle, mahkemenin kararı kabul şekline göre de doğru görülmemiştir.
O halde; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşında, verilen sürenin HUMK.nun 163.maddesinin özüne uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yayarına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 28.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.