YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5194
KARAR NO : 2009/6418
KARAR TARİHİ : 15.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalılardan …’ın kendisine olan borcu nedeniyle hakkında icra takibi yaptığını ancak borçlunun bu takipleri karşılıksız bırakmak amacı ile kendisine ait taşınmazları akrabaları olan diğer davalılara sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davacının yeterli delil ibraz etmemesi nedeniyle davanın reddine karar verimiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davada İİK.nun 278/2 maddesinin uygulanması yönünde 2 yıllık sürenin geçmiş olması, 280. maddesi yönünden ise davacı tarafından yeterli delil ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. İİK.nun 280/1 maddesinde ‘malvarlığı borçlarını ödemeye yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastı ile yaptığı tüm işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptale tabi olduğu’ aynı maddenin 2. fıkrasında ise ‘üçüncü kişinin, borçlunun karısı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısmı, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun alacaklılarına zarar verme kasdını bildiğinin farz edileceği’ belirtilmiştir. Somut olayda davacı alacaklı davalıların birinci derecede akraba olabileceklerini öne sürdüğüne ve dosya arasındaki resmi akit tablosundan da davalıların yakın akraba olabilecekleri anlaşıldığı halde mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda davalıların birbirleri ile olan akrabalıklarını gösteren nüfus kayıtlarının getirtilerek olayda İİK’nun 280/1 ve 2. maddesinin uygulama yerinin olup olmadığının, yine davaya konu edilen 2593 sayılı parselin satış tarihi ile dava tarihi göz önüne alınarak aynı yasanın 284. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin tartışılması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.