Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/5540 E. 2009/6388 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5540
KARAR NO : 2009/6388
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu ve sigortalı aracın alkollü sürücü yönetiminde iken dava dışı 3.kişinin aracına zarar verdiği açıklayarak, hasar nedeniyle karşı tarafa ödenen 5.110,00.TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kusuru kabul etmediklerini ve olayla ilgili olarak 3.kişi aracının maliki, sürücüsü ve sigortacısı aleyhine Ankara Asliye 11.Hukuk Mahkemesinin 2006/245 Esas sayılı dosyasında dava açmış olduklarını, dosyaların birleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 5.110,00.TL.nın 28.08.2006 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesine dayalı olarak 3.kişi zararı için sigortacının ödediği tazminatın kendi sigortalısından rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 4.c maddesinde; Aracın, alkollü içkilerin etkisi altında olup güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan veya uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış kimseler tarafından sevk ve idare edilmesi halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin taleplerin sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 4.c maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; yargılama sırasında içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu bilirkişilerden alınan 11.07.2008 tarihli raporda olay anında sigortalı araç sürücüsünün 146 promil alkollü olduğu,alkol nedeniyle dikkatsiz, tedbirsiz olduğu ve olayda % 75 oranında asli kusurlu olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, olayın başka etkenlerin dışında münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği açık bir ifade ile belirtilmemiştir.
O halde, mahkemece aynı olaydan dolayı işleten … ile sürücü … tarafından eldeki dosyadaki 3.kişi aracının maliki, sürücüsü ve sigortacısı aleyhine Ankara Asliye 11.Hukuk Mahkemesinin 2006/245 Esas sayılı dosyasından açılmış olan dava dosyasının da dosya içerisine konularak ve söz konusu dosyadaki 08.10.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporu da gözetilerek, kazanın oluş şekli ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilmek üzere, dosyanın ikisi nöroloji uzmanı, diğeri de İstanbul Teknik Üniversitesi ya da Karayolları Fen Heyeti gibi kuruluşlardan oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii ile yukarıda söz konusu edilen ilkeler ışığında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, kazanın meydana gelmesinde alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının, sürücülerin kusur durumlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden yeniden rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre; mahkemece davalı tarafın % 75 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesine göre,kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği ve bu nedenle 3.kişi aracında meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istkek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.