Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/5542 E. 2009/5011 K. 06.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5542
KARAR NO : 2009/5011
KARAR TARİHİ : 06.07.2009

-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı olan aracın, dava dışı …’in kullanımında iken meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığını, yapılan ihbara rağmen, davalı … şirketince ödeme yapılmadığını belirterek, 15.084.00 YTL’nın 18.06.2006 ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, araç, alkollü sürücünün kullanımında iken ve alkolün etkisiyle kazanın meydana geldiğini, Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5 maddesi uyarınca hasarın teminat dışında kaldığını, ayrıca davacının gerçekleşen rizikoyu doğru ve gerçeğe uygun bir şekilde ihbar etmediğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait araç sürücüsünün aldığı alkolün münhasıran etkisi altında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kazanın meydana geldiği ve Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5. maddesi hükmü gereğince rizikonun sigorta te-
minatı dışında kaldığı, davacı TTK.’nun 1292/son maddesi uyarınca doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediğinden, ispat külfetinin davacıya geçtiği ve rizikonun teminat içinde olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istenme ilişkindir.
Olaya ilişkin, 17.06.2006 tarihli (saat 06.00) polis memurlarınca düzenlenen tutanakta; kazanın saat 03.00 sıralarında meydana geldiği, araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği, çevrede bulunan şahıslardan sorulduğunda, araç şoförünün ve yanında bulunan bayanın ayakta duramayacak derecede alkollü olduklarını ve ticari bir taksi ile olay yerinden ayrıldıklarını beyan ettikleri, kaza mahalline bilahare gelen ve araç sahibinin yakını olan …’nün kazayı kendisinin yaptığını bildirdiği, ancak şahsın görünüş itibariyle araç şoförü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Araç sürücüsü …’in 17.06.2006 günü saat 06.20’de alınan doktor raporunda “alkolsüz” olduğu belirlenmiş, aynı tarihli ifadesinde ise, kaza sırasında aracı kendisinin kullandığını, yaralanan kız arkadaşı…’i hastaneye götürmek için aracın başından ayrılmak zorunda kaldığını bildirmiştir. Sinem Cengiz’in 17.06.2006 tarihinde saat 03.10’da alınan doktor raporunda, vücudunda kesi, kırık ve sıyrık tespit edilmiştir. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları… ve Mustafa Kurt, aracı kullanın …’in alkollü olmadığını beyan etmişlerdir. Sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğuna dair dosyada herhangi bir tespit yada rapor bulunmadığı gibi, davacının rizikoya ilişkin doğru ihbar yükümlülüğünü de usulüne uygun olarak yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Tutanağa geçirilen ve ismi belirtilmeyen soyut tanık beyanları, sürücünün alkollü olduğunun kabul için tek başına yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece, araç sürücüsünün alkollü olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği davalı … şirketince ispatlanamadığından, hasarın teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, 28.03.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirlenen tazminat miktarına hük-
medilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Mahkemece alınan 28.03.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, olayın münhasıran sürücünün alkollü olmasından kaynaklanmadığı kanaati bildirildiği halde, 28.08.2008 tarihli ek raporda ise, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği belirtilmiştir. Asıl ve ek raporlar arasında çelişki bulunduğu halde, ek rapora göre hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yakarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.7.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.