YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5586
KARAR NO : 2009/8354
KARAR TARİHİ : 14.12.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın 22.1.2006 tarihinde bariyerlere çarparak hasara neden olduğunu, zarar gören bariyerler için 1.743.05.TL tazminat ödemesi yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi nedeniyle rücu hakları bulunduğunu ileri sürerek 1.743.05.TL’nin, ödeme tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı Toprak Sigorta A.Ş, davalının trafik sigortacısı olup davalıya ait aracın sürücüsü olduğu anlaşılan …’ın 55 promil alkollü olduğu tesbit dosyası içindeki 22.1.2006 tarihli Adli Tıp Raporundan anlaşılmaktadır. Keza, davalının ve sürücüsü …’ın tesbit dosyasındaki 20.4.2006 tarihli dilekçelerinde de 55 promil alkollü olduğunu ve bu nedenle ehliyetinin altı ay süre ile geri alındığını ifade etmiş, davalı …., 22.5.2007 tarihli oturumda “aracı kullanan sürücünün alkollü olması nedeniyle ehliyetinin geri alındığını” beyan etmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 48.maddesinde; alkollü içki almış olmaları nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “uyuşturucu ve keyif verici maddeler ile içkilerin etkisinde araç sürme yasağı” başlıklı 97.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın B.4/d maddesinde; tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSSG Şartları’nın B.4/d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç kullanma yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlemesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, K.T.Yönetmeliği’nin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmün tekrarlandıktan ve uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmün dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında, sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçeklemediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı aksi halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK’nun 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713)
O halde hasarın teminat dışında kalıp kalmadığının belirlenebilmesi için sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olduğu kabul edilerek kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığı üzerinde durularak içinde norolog doktor ve kusur uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.