YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5898
KARAR NO : 2009/8843
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılar aleyhine açılan tasarrufun iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 15. hukuk dairesince özetle ‘İİK.nun 278/2 maddesi uyarınca davacının alacağının tahsiline imkan verir şekilde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin doğru olmadığı’ denilmek suretiyle verilen bozma kararı hakkında mahkemece önceki kararda direnilmesi nedeniyle Hukuk Genel Kurulunca ‘HUMK.nun 388. maddesi hükmüne aykırı biçimde karar verilmiş olmasının doğru olmaması nedeniyle’ direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın HUMK.nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, bu kararda ‘duruşma gününü bildirir tebligatın usulüne uygun olmaması’ nedeniyle Yargıtay 15. Hukuk dairesi tarafından bozulmuş mahkemec bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu taşınmaz üzerinde davacıya cebri icra yapma yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair 25.05.2000 gün ve 1997/388-2000/671 sayılı kararı Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 30.10.2001 gün ve 2001/4773-4872 sayılı ilamı ile bozulmuş; mahkemece, 23.12.2003 gün ve 2002/2092-2003/2010 sayılı karar ile önceki kararda direnilmiş, direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2004 tarih ve 2004/15-776 – 2004/703 sayılı ilamı ile hüküm fıkrasının HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak yazılmadığı gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece, bu kez davanın HUMK.nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına dair verdiği karar, yine Yargıtay 15. hukuk dairesi tarafından bozulduktan sonra mahkemece direnme kararından vazgeçilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Yerel mahkemelerce verilen direnme kararları HUMK.nun 429/II maddesi uyarınca davayı sona erdiren kararlardandır. Direnme kararı ile mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Davaya sonradan bakan hakim direnme kararını uygun bulmasa dahi artık direnme kararından dönülerek uyma kararı vermesi mümkün değildir. Direnmeye ilişkin karar ile karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşur. Direnme kararı Yargıtay Hukuk genel Kurulunca usulüne uygun yazılmamış olması nedeniyle bozulmuştur. Mahkeme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına karşı direnemeyeceğine göre mahkemece yapılması gereken iş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozma kararı doğrultusunda karar yazıp göndermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 24.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.