YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5921
KARAR NO : 2009/8812
KARAR TARİHİ : 22.12.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı üçüncü kişi ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, dava dilekçesi ile Ankara 6.İcra Müdürlüğünün 2007/8309 Esas sayılı dosyasından, 02.08.2007 tarihinde yapılan haciz sırasında, davalı 3.kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, ödeme emrinin borçluya haciz adresinde tebliğ edildiğini ve davacının halen borçlu unvanını kullandığını belirterek İİK’nun 99maddesi gereğince 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi ve davalı borçlu duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, ödeme emri ve dava dilikçesinin borçluya haciz adresinde tebliğ edildiğini, vergi kaydının tek başına iddanın ispatı için yeterli delil olamayacağından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı 3.kişi ve borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Dava alacaklının İİK”nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı 3.kişi vekili ve borçlunun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddesine göre açılan davalarda yasada tazminat konusunda bir düzenleme yapılmamış olmasına karşın İİK’nun 97/13 maddesindeki hükmün kıyasen uygulanacağı Dairenin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.İİK’nun 97.maddesinin 10, 11, 12 ve 16.fıkra hükümleri sadece 3. Kişi tarafından açılacak istihkak
davalarında değil alacaklının İİK’nun 99. maddesine göre açtığı istihkak davalarına da uygulanır. Alacaklı yararına %40 tazminatı düzenleyen İİK’nun 97/13 maddesi hükmü de bu nitelikte olup anılan madde koşulları mevcut ise tazminata hükmedilmelidir.
Somut olayda, İİK’nun 97/13 maddesinde öngörüldüğü şekilde bu dava nedeniyle takibin ertelenmesine veya ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulduğuna ilişkin hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Bu durumda bu dava nedeniyle 3.kişinin tutumu sonucu alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemeyeceğinden davacı alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan kabule göre ise, borçlunun tazminatla sorumlu tutulması da hatalıdır. Alacaklıyı bu davayı açmaya sevk eden 3.kişinin istihkak iddiasında bulunmuş olmasıdır. Borçlunun, istihkak iddiasını kabul etmiş olmasının alacaklının dava açmasına ve takibin durmasına herhangi bir etkisi yoktur. Alacaklı yararına tazminata hükmedileceği hallerde borçludan da tazminat alınmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davalı 3.kişi ve borçlu vekilinin yerinde görülmeyin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.nolu bette açıklanan nedenlerle anılan davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2.bendinde yer alan “Dava konusu mahcuz menkullerin haciz tutanağında takdir edilen 5.500.00TL değerinin %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine “ibaresinin çıkarılmasına, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 265.80.-TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.