YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/610
KARAR NO : 2009/3558
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun kendisine ait taşınmazlarını diğer davalı …’e satışına onun tarafından da diğer davalı …’e devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davalılar … ile … arasında yapılan satışın iptale tabi olduğu, 4. kişi durumundaki …’in kötüniyetinin ise kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın bedele dönüştüğü nazara alınarak davalı …’in 15.548 YTL’den faizi ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bozma ile kesinleşen hususlarda yeniden inceleme yapılmasına gerek bulunmamasına göre, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-İİK’nın 283/II fıkrası gereğince iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 22/06/2006 tarih ve 2005/5541 Esas ve 2006/3824 Karar sayılı ilamında da bu hususa işaret edilmiş nitekim mahkemece bozma ilamına da uyulmuştur.
Yukarıda açıklanan şekilde davanın bedele dönüşmesi halinde davacı alacağı ve ferilerinin miktarı ile bağlı kalınarak tasarruf konusu malın 3. kişi tarafından elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri de göz önünde bulundurularak bedele hükmolunması, davacının, icra takibinde alacağın faiz ve ferilerini talep etmesi halinde, davacı tarafın asıl alacak ve ferilerinden oluşan alacağına, ikinci kez faiz yürütülecek şekilde karar verilmemesi zorunlu iken mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı olduğu şekilde, taşınmazların 3. kişi tarafından elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri olan 15.548.94 YTL.ye elden çıkarma tarihi olan 07/11/2002 tarihinden itibaren faiz yürütülerek karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki bu husus yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, kararın HUMK’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,( 2. bendinde yer alan ‘bu miktara satış tarihi olan 07.11.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmasına” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 60.00 TL temyiz başvuru harcının davalı …’dan alınmasına ve aşağıda dökümü yazılı 629.59 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına 25.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.