YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6179
KARAR NO : 2009/9110
KARAR TARİHİ : 29.12.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde dava ihbar edilen …Sigorta vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı oldukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini ileri sürerek,kusura isabet eden 1.660,50.TL.nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve ….., davanın reddini istemiş, davalı …Sigorta A.Ş. vekili, poliçeyi tanzim eden şirketin …Sigorta olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 1.660,50.TL.nın 21.3.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı …Sigorta A.Ş.nin poliçe limiti ile sınırlı kalmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, dava ihbar edilen …Sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar usul hukukumuzda dahili dava müessesesi olmadığı için dahili davalının (ihbar edilenin) kararı temyiz etme hakkı olmasa da, ihbar olunan hakkında da hüküm kurulmuş olması nedeniyle, kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunduğu anlaşıldığından, temyiz talebinin kabulü ile işin esasına girilerek temyiz nedenlerini incelemek gerekmiştir.
Hükmedilen faiz başlangıç tarihinin kısa karara uygun olarak 21.3.2006 tarihi şeklinde yazılmamış olması mahallinde düzeltilebilir nitelikte maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, HUMK’nun 49-52 nci maddeleri uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı gözetilmeden,hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve davada taraf sıfatı taşımayan ihbar edilen konumundaki sigortacının diğer davalılarla birlikte tazminattan sorumlu tutularak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihbar olunan sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 29.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.