YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/619
KARAR NO : 2009/2924
KARAR TARİHİ : 07.05.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete ZMSS pliçesi ile sigortalı olan davalı taraf aracının, dava dışı 3. kişiye ait araca çarparak hasarlandığını, 3.611.YTL hasar bedelinin 3. kişi aracının kasko sigortasına ödendiğini, davalı …’nun hasar bedelinin 920.YTL’sini müvekkili şirkete ödediğini, davalı … … …’nın kaza anında % 177 promil alkollü ve tam kusurlu olduğunu belirterek bakiye 2.691.YTL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … … 17.10.2008 tarihli oturumda davayı kabul ettiğini, taksitle ödeme kolaylığı sağlanmasını diğer davalının eşi olduğunu, borcun tamamını tek başına kendisinin kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davalı … …’nın dava ve talebi kabul beyanı gözönünde bulundurularak davanın kabulü ile 2.691.YTL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile bu davalıdan tahsiline, diğer davalı hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda ” davalı …’nın zabta geçen kabul beyanı gözönünde bulundurularak davacının davasının kabulüne” denildiği halde, gerekçeli kararda ” davalı …’nın zabta geçen dava ve talebi kabul beyanı gözönünde bulundurularak davacı davasının kabulüne 2.691. YTL tazminatın 27.3.2008 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsiline, diğer davalı hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına” denilmiştir. Bu hal, HUMK.nun 381/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de;
Dava, TTK.nun 1301.maddesi gereğince trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Davala …’nın kabul beyanı sadece kendini bağlar. Diger davalı …’nu bağlamaz. Bu nedenle Davalılardan … aracın işleteni olup, davacının akididir. (Sigortalısı) 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca ZMMS genel şartlarının B.4.d.maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle araç güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu … olduğu açıklanmıştır.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmekmetidir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın taminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, içlerinde bir nöroloji uzmanı, birde İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü, Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek makina mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan trafik kazasının salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, kazanın meydana gelmesinde, alkol dışında başka etkenlerin de var olup olmadığı ve 3. kişi aracında meydana gelen hasarın tesbiti konularında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlarda hiç bir inceleme yapılmadan yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değil, bozma sebebidir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.