YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6198
KARAR NO : 2010/2026
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün 2005/5035 Esas ve Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2005/94 Talimat sayılı dosyasından, borçlu şirketin borcundan dolayı davacı şirkete ait işyerindeki malların 16.06.2005 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılması istemi ile biri takibin devamı kararından önce diğeri sonra olmak üzere iki ayrı dava açmış, davalar arasında irtibat bulunduğundan mahkemece HUMK”nun 43.maddesi gereğince birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı, haksız açılan davanın reddini savunmuştur,
Davalı borçlu duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, haciz adresinin alacaklı tarafından gösterildiği ve önceki hacizlerle ilgili dava kabul edildiğinden bahisle davanın kabulüne ve davacı lehine %15 tazminata karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık üçüncü kişinin İİK.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
1.Dava konusu taşınır mallar, 16.06.2005 tarihinde … Caddesi No:12 adresinde, borçlunun takip ve dosya içeriğinden öncesinde borçlu şirketlerin faaliyette bulunduğu sabit olan adreste haczedilmiştir. İİK.97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı üçüncü kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispatı gerekmektedir.
Davacı şirket, borç kaynağı çekteki tarihten kısa bir süre önce … ve borçlu şirket ortaklarından … tarafından kurulmuştur. Davacı şirket borçluya ait haciz adresi de dahil 3 ayrı işyerinde faaliyete başladığını ve bu işyerlerini boş olarak kiraladığını ileri sürmüştür. Ancak bu işyeri sahiplerinin işyerlerini önceden borçluya kiraya verdiklerini kendilerine haber verilmeden davacı şirkete devir ettikleri davacı şirkete kiraya verilmesinin söz konusu olmadığı yönünde beyan ve şikayetleri olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan yine borçlu şirket ortaklarından …’na ait taşınmaz üzerine yakın tarihlerde davacı şirket ortağı Nejdet Keskin lehine ipotek tesis edilmiştir.
Borçlu şirketlere ait birden fazla işyerinin aynı tarihlerde, borçlu şirket ortakları ile organik bağ ve yakın ilişki içerisinde bulunun şahıslar tarafından boş olarak kiralandığı iddiası yaşam deneyimlerine aykırı olup gerçekte davacı ve borçlu şirketler arasında alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde bulunduğundan davalı alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, davacı 3.kişinin davasının reddi gerekirken, kesinleşmemiş emsal kararlar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2. Kabule göre ise, istihkak davasının kabulü üzerine davacı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İ.İ.K.’nun 97/15. maddesi uyarınca alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının 3.kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötüniyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Alacaklının kötüniyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması da hatalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 09.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.