YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/621
KARAR NO : 2009/3441
KARAR TARİHİ : 21.05.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket nezdinde kasko sigortası bulunan müvekkiline ait aracın, tek taraflı kazada hasarlandığını, davalı şirketin poliçe prim peşinatı hasardan önce ödenmediğinden zararı karşılamayacağını bildirdiğini, müvekkilinin acentenin teklifi ile poliçe için 6.11.2006 tarihinde mail onder yöntemiyle şirket sistemine kredi kartı ile ödeme girişi yaptığını, 6.11.2006 tarihinde poliçe peşinatı çekilmek istendiğinde daha önce yapılan blokeli bir alışverişten dolayı kredi kart limitinde ortaya çıkan 40.-YTL tutarında eksiklik nedeniyle 764.-YTL’lik poliçe peşinatının tahsil edilemediğini bu durumun müvekkiline bildirilmediğini, peşinatın tahsil edilemediğini bilmeyen müvekkilince 7.11.2006 tarihinde meydana gelen hasarın derhal davalı şirkete bildirildiğini, eksper atamasından 2 gün sonra 9.11.2006 tarihinde peşinatın karttan çekildiğini, ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı şirketin hasardan sorumlu olduğunu, davalı şirketin hasar bildiriminden 2 gün sonra peşinatı tahsil ettiğini, hasardan haberdar olduğu halde peşinatı tahsil eden sigortacının başlangıç tarihi itibariyle sözleşmeyi kurduğunu belirterek 3.477.46.-YTL hasar bedelinin 8.11.2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının poliçe prim peşinatının kredi kartı limiti yetersiz olduğundan hasar tarihinden sonra ödendiğini bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, kredi kartının limitinin yeterli olmadığının kart sahibi tarafından bilinmiyor olmasından kaynaklanan sonuç ve sorunlardan müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, olaydan sonra poliçe peşinatının mail onder yoluyla çekilerek sigorta şartlarının aktif hale geldiğini,hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosyada bulunan bilgi ve belgelere ilk taksitin ödenmesi yada yeteri kadar paranın hesapta bulunmasını sağlamak yükümlülüğünün de sigortalı da olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin … sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı aracı Ordu Vakıfbank Şubesine rehinli olduğu halde, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dain ve mürtehin sıfatı olan bankanın muvafakatı olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde; davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.