YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6294
KARAR NO : 2009/8861
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalıya ihbar yapıldığını ve hasarın tespit edildiğini, aracın onarımının müvekkilince yaptırıldığını, ancak sigorta tazminatı ödenmediğini ileri sürerek, 14.995,00.TL. sigorta tazminatının avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, olaya ilişkin olarak trafik kazası tespit tutanağı ile alkol raporu düzenlenmemiş olduğunu, sürücünün değiştirildiğini, kazanın iddia edilen yer ve zamanda olmadığını, doğru ihbar yapılmadığını ve hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, trafik kazasının davacı tarafından iddia edilen yer ve zamanda olduğunun ve hasarın sigorta teminatı içinde kaldığının ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK. 1282. maddesi uyarınca sigortacı,geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacı taraf sigortalı aracın 03.9.2005 tarihinde 04.30 sıralarında Boğaziçi Köprüsünde meydana gelen kazada başka bir araca arkadan çarparak hasarlandığını, çarpılan aracın olay yerinden ayrıldığını, kazaya ilişkin olarak görevlilerce tutanak tutulmadığını, aracın çekiciye yüklenmek için çekici sürücüsünün talebi üzerine hasarlı halde olay yerinden 2-3 kilometre ilerideki yere götürüldüğünü ve burada çekiciye yüklendiğini iddia etmiş, davalı … vekili ise, olaya ilişkin olarak trafik kazası tespit tutanağı ile alkol raporu düzenlenmemiş olduğunu,sürücünün değiştirildiğini, kazanın iddia edilen yer ve zamanda olmadığını, doğru ihbar yapılmadığını ve hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını savunmuştur.
Bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigortacıda bulunmaktadır. Buna göre, sigortacı rizikonun ihbar edilen yer ve zamandan farklı şekilde oluştuğunu, sürücünün değiştirildiğini, sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşme şeklini doğru ihbar etmediğini, hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamalıdır. Ayrıca, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde dahi bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. O halde, mahkemece tarafların delil listelerinde gösterdikleri tanıkların dinlenerek ve gerekirse dosyada raporları bulunan bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınarak ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ve kabule göre; 21.4.2008 tarihinde davalı tarafça yatırılmış olan 450,00.TL.bilirkişi ücretinin de davacıdan tahsiline karar vermek gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 24.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.