YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6695
KARAR NO : 2009/8848
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davalı …’nun müvekkiline olan vergi borcu nedeniyle hakkında icra takibi yaptıklarını ancak mal kaçırma amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’a onunda diğer davalı …’ya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, taşınmazı iyiniyetle ve gerçek bedelini ödeyerek satın aldığını, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar duruşma sırasında davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalı …’nın kötüniyetinin kanıtlanamaması nedeniyle hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar arasındaki davanın ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle kabulüne ve taşınmazın gerçek değeri olan 12.500.00 TL’nin davalı …’tan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
6183 sayılı yasanın 28/2 maddesinde aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği, akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağı ve iptale tabi olduğu öngörülmüştür. Devamlılık arzeden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekir. Söz
konusu maddenin uygulandığı hallerde 3.kişinin iyiniyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesi önem arzetmez. Davalı 3. kişi taşınmazı elinden çıkarması ve taşınmazı en son elinde bulunduran kişinin kötüniyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde 3. kişi taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değer ile sorumlu olur. Somut olayda tasarrufa konu taşınmazın borçlu davalı … tarafından davalı …’a tapudaki satış bedeli 4.780.00 YTL olarak gösterilmesine karşın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 7.750.00 YTL olduğu bilirkişi raporunda bildirilmekle ivazlar arasında bir misli fark olmadığı görülmüş, davalı 3. kişi konumundaki …’ın kötü niyetli olduğu ve borçlunun alacaklıları ızrar kastını bildiği hususu da kanıtlanamamıştır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu Fen memuru ve İnşaat Mühendisinden oluşan 2 kişilik heyetten alınmış, emlak uzmanı heyete dahil edilmemiş, davacı vekili itirazda bulunduğu halde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Ayrıca taşınmazın 13.500.00 YTL. bedelle davalı … tarafından diğer davalı …’e satıldığı adı geçen davalılar tarafından kabul edildiği halde bu beyanları üzerinde de durulmamıştır. Bu durumda İnşaat Mühendisi, Emlak Uzmanı ve Fen memurundan oluşacak 3 kişilik bilirkişi kurulundan tasarrufa konu taşınmazın borçlu davalı tarafından davalı …’a, onun tarafından da diğer davalı …’e satıldığı tarihlerdeki gerçek değerlerinin belirlenmesi, ondan sonra tarafların toplanan ve toplanacak tüm delillerinin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Davacı vekili ile davalılardan …’ın temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 24.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.