Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/6793 E. 2009/8514 K. 17.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6793
KARAR NO : 2009/8514
KARAR TARİHİ : 17.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları davalılardan …’e sattığını, onun da diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yapılan satışın gerçek bir satış olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tasarrufa konu taşınmazların satışlarının gerçek olduğunun davalılar tarafından kanıtlanamaması nedeniyle ve yetersiz gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmişse de toplanan deliller hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Aynı yasanın 278 ve 279. maddelerinde sayılan koşulların varlığı halinde tasarrufun, başka bir sebep aranmaksızın mutlak surette iptale tabi olduğu, 280.maddede ise malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı ile yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği belirtilmiştir. Somut olayda davalılar arasında yakın akrabalık olup olmadığı hususu araştırılmamış, taşınmazların gerçek değerleri keşfen saptanmamış, davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olan davacıdan borçlu ile hukuki işlemde bulunan kişilerin kötü niyetli olduklarına ilişkin delilleri istenilmemiş eksik araştırma ve inceleme sonucu davalı tarafça satışın gerçek olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda davaya konu edilen taşınmazlar üzerinde fen memuru, emlak uzmanı ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu marifeti ile keşif yapılarak taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin saptanarak ivazlar arasında fahiş fark olup olmadığı belirlenmeli, davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olan davacıdan davalılar… ve …’in kötüniyetli olduğuna yönelik iddiası yönünden delil gösterilmesi istenilmeli, isteği halinde bu konuda davalılara da süre verilmeli, borçlu ile diğer davalılar arasında yakın akrabalık, ticari ilişki, iş arkadaşlığı bulunup bulunmadığı soruşturularak davalılar… ve …’in borçlu davalının mali durumunu ve alacaklılardan mal kaçırma amacını bilip bilmediklerinin tesbiti, borçlu davalı ile hukuki işlemde bulunmayan 4. kişi konumundaki davalı hakkında İİK.nun 278. maddesi değil İİK.nun 282. maddesi vasıtasıyla aynı yasanın 280. maddesinin uygulanacağından davalı … hakkındaki davanın kötüniyetli olduğunun davacı tarafından kanıtlanması halinde kabul edilebileceği düşünülmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Davalıların temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 17.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.