YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/691
KARAR NO : 2009/4352
KARAR TARİHİ : 16.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 21.389 Euro hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davacı … şirketinden 14.875.00.-YTL ödeme yapıldığını, 20.074.38.-YTL tazminatın ödenmesi için davalı hakkında yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kusur oranını kabul etmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Bakırköy 2.İcra Müdürlüğü’nün 2006/5670 takip dosyasına yapılan itirazın kusur oranları dikkate alınarak 12.546.48.-YTL üzerinden takip tarihinden işleyecek yasal faizi ile devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı …Ş vekili temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dileKçe temyize cevap süresi olan 10 gün içerisinde verilmediği anlaşıldığından temyiz isteminin süre yönünden reddine gerekmektedir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
a)Davalı … vekiline mahkemenin gerekçeli kararı tebliğe çıkartılmış ise de, tebligat mazbatasının tetkikinden, 7201 Sayılı Tebligat Yasasının 21.maddesi ile Tüzüğün 28.maddesinde belirtilen esaslara uyulmadığı, özellikle tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmama nedeninin soruşturulup ilgililerin beyanlarının tutanağa yazılmadığı ve ayrıca keyfiyetin muhataba bildirilmesi için en yakın komşulardan birisine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilip imzalarının alınmadığı, böylece tebligat işleminin yönteme uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı vekiline mahkeme kararı usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği kabul etmek gerekmiştir.
b)Mahkemenin gerekçeli kararında 20.074,38YTL. nin kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin tavzih talebi üzerine davanın kısmen kabulü ile 12.546,48 YTL.nin tahsiline karar verilmiştir. HUMK.455. Vd.maddelerinde düzenlenen tavzihle, hükmün açık olmayan veya birbirleri ile çelişen fıkralar içermesi halinde bunların düzeltilmesi istenebilir. Mahkemece, bunların düzeltilmesi anlamında açıklama yapılabilirse de, bu sınır aşılarak daha önce reddedilen veya eksik hükmolunan ya da karar verilmesi ihmal edilen iddia ve istemler için yeni bir hüküm kurulamayacağı gibi, daha önce verilen karar da, değiştirilemez. Anılan yasa hükümleri gözardı edilerek tavzih talebinin kabulü ile hüküm sonucunun değiştirilmesi isabetli görülmemiş ve kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
c)Kabul şekli yönünden; Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
Davacı, davasını TTK.nun 1301 nci maddesinde yazılı halefiyet hakkına dayandırmıştır. Sigortacı, ödediği tazminatı değil, ödenmesi gerekli gerçek zarar miktarını sorumlusundan isteyebilir. Hükme esas alınan hasara ilişkin bilirkişi raporunda, ekspertiz raporu ve servis tarafından düzenlenen faturalara dayanan hasar miktarına katıldıklarını belirtmiş iseler de hasar bedeli ayrıntılı olarak belirlenmemiş olup rapor denetime elverişli değildir. Mahkemece hasar konusunda uzman İTÜ gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi heyetinden kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, faturalar ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek araçta meydana gelen hasar bedelinin belirlenmesi ve aracın tamirinin ekonomik olup olmayacağı hususlarında ayrıntılı gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak, belirlenen miktar üzerinden kusur oranına göre indirim yapılıp, davalının trafik sigorta şirketinden ödenen miktarda mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi süresinde olmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine,2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı va davacıya geri verilmesine 16.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.