Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/694 E. 2009/3596 K. 25.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/694
KARAR NO : 2009/3596
KARAR TARİHİ : 25.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı tarafa kasko sigotalı olan davacıya ait aracının yaptığı kaza sonucu pert olduğunu , davalının aracının sürücüsünün alkollü olması nedeniyle zararın teminat dışında kaldığını beyan ederek ve ödeme yapmadığını açıklayarak, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 30.725 YTL araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesiyle, araç sürücüsü olan davacı kaza anında alkollü olduğundan zararın teminat dışında kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, 27.000,00 YTL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uyulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği iLkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda kazanın oluş şekli, tarihi ve yeriyle ilgili hususlarda bir çekişme bulunmamaktadır. Dosya içeriğine göre araç sürücüsünün davacı … olduğu, kazanın 16.09.2004 günü saat 00.05 da meydana geldiği , kaza tespit tutanağından ve saat 01.00 de alınan doktor raporundan anlaşılacağı üzere derecesi belli olmasa da sürücünün alkolü olduğu sabittir. Kazanın , salt (münhasıran) sürücünün alkollü olmasının etkisi altında meydana gelip
gelmediği konusuna ilişkin olarak Mahkemece devlet hastanesi doktoru olan, ancak nöroloji uzmanı olup olmadığı belli olmayan doktor bilirkişiden alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında iki nöroloji uzman doktor ve bir uzman trafik bilirkişinden oluşacak kuruldan, yukarıda yasal düzenleme ışığında, olayın oluş şekli, …, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun münhasıran (salt) alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, böylece, rizikonun teminat dışında kalıp kalmadığının tespitiyle sonucuna göre, bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir
3-Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.1.2. maddesi gereği,onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda, aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur hükmüne yer verilmiştir.
Makine Mühendisi olan bilirkişi … … 22.02.2008 tarihli raporunda, davacıya ait 2004 model Chevrolet Rezzo marka aracın kaza tarihi itibariyle sigorta değerinin 30.725 YTL, 2. el piyasa değerinin 27.000 YTL , hurda değerinin ise 10.000 YTL oluğunu, hurda değerinin tenzili ile davacının zararının 17.000 YTL olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, araç hurdasının davalıya teslim edilip edilmediği araştırılıp sonucuna göre, bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile kaza yapan aracın 2. el piyasa değerinin tamamına hükmedilmesi isabetli değildir.
SONUÇ;Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.5.2009 günü oybirliği ile karar verildi.