YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7006
KARAR NO : 2009/9172
KARAR TARİHİ : 29.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, davalı şirketin ihbara rağmen hasar bedelini ödemediğini, araçta 28.000.-YTL tutarında hasar meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000.-yTL’nin olay tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 14.5.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırarak toplam 24.125.28.-YTL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, araç üzerinde …Bankası…Şubesi lehine daini mürtehin şerhi bulunduğunu bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, hasar tazmin talebinin yerinde olmaması nedeniyle reddedildiğini, sürücü olduğunu belirten şahsın olay yerine 50 dakika sonra geldiğini, olayın anlatım şeklinin gerçek dışı ve hayatın olay akışına aykırı olduğunu, sigortalı aracı kullanan gerçek sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olması nedeniyle …’in sürücü olduğunu beyan ettiğini, ispat külfetinin davacı tarafa geçtiğini, gerçek zararın tazmin edileceğini aracın onarımının ekonomik olmaması halinde perte ayrılmasının ve bu halde sovtaj değerinin araç değerinden indirilmesi gerektiğini, hasar miktarının fahiş olduğunu, davadan önce temerrüde düşürülmediklerinden olay tarihinden faiz istenemeyeceğini, yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 24.125.28.-YTL tazminatın 2.5.2008 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda, mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan …Bankası…Şubesinin muvafakatı olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı … AŞ vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … … Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 29.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.