Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/7315 E. 2010/162 K. 19.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7315
KARAR NO : 2010/162
KARAR TARİHİ : 19.01.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu araçta meydana gelen hasar bedelini sigortalıya ödemediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000 TL hasar bedeli, 100,00 TL hukuksal koruma olmak üzere 20.100 TL’nin 18.8.2004 olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın kaza yaptıktan sonra çalıntı olduğunun anlaşıldığını, davacının hukuken malik olmadığını, hukuki menfaati bulunmadığını, poliçenin batıl olduğunu, hukuksal koruma teminatının sigortalı aleyhine yapılan hukuki takiplere ilişkin olarak verildiğini, faiz başlangıcının ekspertiz gideri olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı hakkında hırsızlık malı bilerek satın almak suçu nedeniyle açılan ceza davası beraatle sonuçlandığı ve kesinleştiği, davacının aracın çalıntı olduğunu bilmeden satın alarak sigortalattığı aracın çalıntı olduğunun anlaşılması karşısında davacının araç sahibine karşı aracı iade etmek ve hasar bedelini ödemekle sorumlu olduğu, davacının araç üzerinde meşru hukuki menfaati bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 20.100 TL’nin 24.8.2004 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kakso sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK. nun 1263.ncü maddesinde sigorta “bir akittir ki; bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin, bir rizikonun meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut birkaç kimsenin hayat maddeleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen bir takım hadiseler dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 1269.ncu maddesinde ise, hangi menfaatlerin kimler tarafından kendi adlarına sigorta ettirebileceği gösterilmiş, ondan sonra gelen 1270 ve 1271.nci maddelerde ise, bir kimsenin nam ve hesabına yapılan sigortalara ilişkin hükümler konulmuştur. TTK’nun 1264 ncü maddesinde ise, 1269.ncu madde hükmünün amir hüküm olduğu, aksine yapılacak sözleşmelerin batıl olacakları açıklanmıştır. Kasko sigorta sözleşmesinde sigorta konusu mal değil, menfaattir. Bu itibarla sigorta akdini yaptıran kimsenin bir malı sigorta ettirmekte para ile ölçülebilir bir menfaatinin olması gerekir, aksi halde TTK’nun 1264/2.maddesi uyarınca sigorta sözleşmesi batıl olur. Bu durumda 1269 ncu maddede açıklandığı gibi araç maliki veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya malikin adi veya rehinli alacaklısı, uzun süreli kiracı, Finansal Kiralama Sözleşmesine istinaden elinde bulunduran kişi, hukuki bir akde istinaden ariyet olarak elinde bulunduran ve buna mümasil para ile ölçülebilir bir menfaati bulunan kişilerin kasko sigorta akdi yaptırabileceği açıktır. Ancak menfaatini sigorta ettiren kişinin menfaatinin hukuken korunan bir menfaat olması gerekir.
Davacı tarafından kasko sigorta sözleşmesine konu edilen araç çalıntı bir araç olup, sahte belgelerle satışının yapıldığı anlaşılmıştır. Her nekadar davacı hakkında ceza mahkemesi tarafında hırsızlık malı satın almak suçundan beraat kararı verilmiş ise de, davacının araç üzerinde hukuken korunacak menfaati bulunmadığı açıktır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.