Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/7606 E. 2010/2750 K. 25.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7606
KARAR NO : 2010/2750
KARAR TARİHİ : 25.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı … plakalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını ,davalı … şirketinin kazanın belirtilen sürücü idaresinde meydana gelmediği gerekçesiyle hasar tazminatı ödemekten kaçındığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000,00 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 11.11.2008 tarihli ıslah dileçesiyle istemini 11.500,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, yetkiye ve husumete itiraz edip, doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı davranıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüyle, 7.000,00 YTL’nin davalıdan tahsiline, sigorta şirketine ihbar tarihi ile ıslah tarihi arasında iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2.Dava kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
H.G.K’nun 2001/19-652 E, 2001/705 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Eylemin suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağından yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının 02.11.2006 tarihinde meydana geldiği, davanın, 13.11.2008 tarihinde uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadan ıslah edildiği anlaşılmaktadır. Bu hale göre, mahkemece ıslah edilen bölümle ilgili olarak deliller toplandıktan sonra sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken Karayolları Trafik Kanununun 109/2. maddesindeki düzenleme dikkate alınmadan ıslah edilen bölüm ile ilgili olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.