Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/7732 E. 2009/6412 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7732
KARAR NO : 2009/6412
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırma amacı ile kendisine ait taşınmazları davalılara sattığını öne sürerek yapılan satış işlemlerinin iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … taşınmazı borçludan değil diğer davalılardan …’ndan gerçek bedelini ödeyerek satın aldığını, borçlu ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını ve iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, davalılar … ve … davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davaya konu edilen taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece temyiz eden davalı …’in taşınmazı düşük bir bedelle satın alması nedeniyle İİK.nun 278/2 maddesi uyarınca hakkındaki davanın kabulüne yapılan tasarrufun iptaline karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davalı … borçlu ile doğrudan hukuki ilişkide bulunmadığı ve taşınmazı borçludan satın alan davalılardan …’ndan satın aldığı için hakkında İİK.nun 278. maddesi değil, 280. maddesinin uygulanması gerekir. Bu maddeye göre de davalı 4. kişinin kötü niyetli olduğunun davacı yanca kanıtlanması gerekir. Dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş fark tek başına kötü niyetin kanıtı olamaz. Davalı …’in kötü niyetli olduğu davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda davalı … hakkındaki davanın reddine, dava bedele dönüştüğünden davalı üçüncü kişi olan …’nun taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri üzerinden, davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu üzere tasarrufun iptaline karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.