Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/8267 E. 2010/4460 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8267
KARAR NO : 2010/4460
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, Banaz İcra Müdürlüğünün 2008/234 Esas sayılı dosyasından, 06.05.2009 tarihinde yapılan haciz sırasında, davalı 3.kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, belirterek İİK’nun 99.maddesi gereğince 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, haciz adresinin 3.kişinin faaliyette bulunduğunun ve borçludan devir almadığının anlaşıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK”nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçlunun borç kaynağı bonoda ve takip adresi olarak belirtilen ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste dışında alacaklı tarafından gösterilen adreste yapılmış ve hazır bulunan davalı 3,kişi işyerinin borçludan devir aldığını beyan etmiştir. İİK’nun 8.maddesi gereğince icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğindedir.
2009/8267
2010/4460
Dosya içeriğindeki belgelerden davalı 3.kişinin, borçluya çıkarılan ödeme emrini işçisi sıfatıyla tebliğ alan kişi olduğu, borçlunun haciz adresini 2006 yılında kiraladığı, borcun doğumundan sonra 14.03.2008 tarihinde aynı işyerinin bu kez davalı 3.kişinin adına kira sözleşmesi düzenlendiği, 08.04.2008 tarihli demirbaşlarla ilgili faturanın borçlu tarafından 3.kişi adına düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, haciz adresindeki işyeri borçluya ait iken, borcun doğumundan sonra işçisi olan davalı 3.kişiye devir edildiği, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile danışıklı olarak yapılan bu devrin davacı alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Bir an için, devrin danışıklı olmadığı düşünülse dahi işyeri devrinin İİK’nun 44. Madde koşullarına uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi, BK’nun 179. Maddesi gereğince de ticari işletmeyi devir alan kişi, devraldığı işletmenin borçlarından sorumludur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan alacaklı tarafından açılan davanın kabulü yerine aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.