YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8282
KARAR NO : 2010/3457
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … İcra Müdürlüğünün 2006/570 Esas sayılı dosyasından, davacı 3.kişiye ait ev eşyalarının 02.08.2006 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemişlerdir.
Davalı alacaklı vekili, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz adresinin 3.kişinin adresi olduğu borçlunun bu adreste oturduğuna dair delil bulunmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Uyuşmazlık 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar, 02.08.2006 tarihinde, borçlu haciz zabtında … villası olarak yazılan ve çevreden borçlunun adresi olarak gösterilen adreste haczedilmiştir. İİK’nun 8.maddesi gereğince icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olduğundan İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır.Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı 3.kişi ve borçlunun gayri resmi birliktelikleri bulunduğu bu birliktelikten 09.02.2006 tarihinde doğan bir çocuklarının olduğu ve takip konusu alacağın dayanağını, borçlu ve davacı arasındaki bu ilişki nedeniyle kusurlu bulunan borçlu aleyhini hükmedilen tazminatın oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davacının haciz adresinde kızları ile birlikte oturduğu yönünde muhtarlık yazısı ibraz edilmiş ve bu yönde tanık dinlenmiş ise de, davacı ve borçlunun birlikteliklerinin sona erdiğine ilişkin somut bir bilgi ve iddia olmadığı gibi haciz sırasında borçlunun haciz adresine gelip gittiği yönünde açıklamalarda bulunulduğu, borçlu ile ortak şirketlerine davacının önceki evliliğinden olan kızının da ortak olduğu bu ortaklığın halen devam ettiği ve nafaka borcunun bu şirket hesabından ödendiği, haciz tarihinden sonra yapılan bir televizyon programında borçlunun haciz adresinde bulunan villası ve davacının diğer kızı ile ilgili sahiplik ifade eden açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve borçlunun birlikte yaşadıkları sabittir.
Davacı 3.kişi bir kısım hacizli mallara ilişkin fatura ibraz etmiş ise de sunulan faturalar borcun doğumundan sonra düzenlenmiş olduğundan itibar edilmemiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuku olgular dikkate alınmadan davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek kararın BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 13.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.