Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/844 E. 2009/2858 K. 05.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/844
KARAR NO : 2009/2858
KARAR TARİHİ : 05.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
MAHKEMESİ : Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, asıl dosyada ve birleşen dosyada, müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu araca, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın çarpması nedeni ile sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin müvekkilince sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 8.250,00 YTL tazminat tutarının TTK’nun 1301’inci maddesi uyarınca davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Hepvidinli adına dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı … aleyhine açılan davanın … bırakılmasına, davalı … Hepvidinli aleyhine açılan dava yönünden davacı vekilinin araç işletenleri yönünden davayı … bıraktığı gerekçesi ile bir karar verilmesine yer olmadığına, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün % 70 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, 7.000,00 YTL’nin davalı …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarına, nelerin yazılacağı HUMK’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural HUMK’nun 389. maddelerinde de tekrarlanmıştır. Keza HUMK’nun 381. maddesinde de “kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında tereddüt ve yeni ihtilaflara neden olur.
Somut olayda kısa kararda, birleştirilen dosyanın davalısı … Hepvidinli yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği halde, gerekçeli kararda davalı aleyhine açılan dava yönünden davanın … bırakıldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması HUMK’nun 388. maddesi açık hükmüne uygun olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre, trafik kazası 09.06.2005 tarihinde meydana gelmiş olup, mahkemece, aracın kayıt malikinin tespiti için yazılan yazıya Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen 14.09.2006 tarihli cevapta, aracın, 11.11.2002 tarihinde … Hepvidinli’ye noter satışı ile satıldığı bildirilmiş, davacı bu yazı üzerine davalı … aleyhine de dava açmış ve bu dava asıl dava ile birleştirilmiştir. Ancak bu kez, Emniyet Müdürlüğü tarafından yazılan 07.12.2006 tarihli yazıda aracın … adına tescilli olduğu belirtilmiş olup, bu durumda aracın kaza tarihindeki kayıt malikinin kim olduğu tam olarak anlaşılamamaktadır. Mahkemece öncelikle kaza tarihindeki araç maliki belirlenerek, davacının sadece davalı … hakkında açtığı davayı … bıraktığı, bu beyanın diğer davalı … Hepvidinli aleyhine açılan davanın da … bırakıldığı şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı göz önüne alınarak, yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.