YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8802
KARAR NO : 2010/2111
KARAR TARİHİ : 11.03.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı davalıya ait aracın çalınması nedeniyle 22.950 TL araç bedelinin sigortalıya ödendiğini, daha sonra aracın bulunması üzerine sovtaj ve devir işlemleri yapılmak istendiğinde araç üzerinde haciz şerhleri bulunması nedeniyle işlemlerin yapılamadığını, ihtara rağmen davalının bu takyidatları kaldırmadığını belirterek 8.500 TL sovtaj bedelinin ödeme tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, 2005 yılında aracın ruhsatını ve vekaletnameyi davacı şirkete verdiğini, çalınan araç bulunduktan sonra yeniden 5.4.2005 tarihli vekaletnameyi davacıya bıraktığını, o tarihte ekonomik durumu uygun olduğundan aracı kendisinin almak istediğini davacının satışa çıkmadan aracın kendisine satılamayacağını bildirdiğini, aracın satışa sunulmak üzere davacının park yerinde 2 yıl bekledikten sonra araç üzerine vergi borcundan dolayı haciz konulduğunu, davacı şirketin kendisinden haczin kaldırılmasını istediğini, ekonomik durumu elvermediğinden kaldıramadığını, aracı satın almak isteyen arkadaşına davacı taraf bir çok masraf çıkardığından vazgeçtiğini, kusurun davacıda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, teslim ve vekaletnameden sonra sovtajın davacı şirkete ait olması nedeniyle araç üzerine konulan hacizlerin sorumlusu süresinde üzerine devralmayan davacı olup, davalıya atfedilecek kusur bulunmadığından, hacizlerin
terkinini davacının kendisi isteyebilecek konumda olduğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.1.2.maddesi gereğince “Aracın tam ziyana uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki gerçek değeri ödenir. Onarım masrafları sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar yada taşıt onarım kabul etmez bir hale gelirse taşıt tam ziya uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı talep ettiği takdirde sigortacının malı olur” hükmü öngörülmüştür. Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, davacı … meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını sigorta itterinin uhdesinde bırakıp, hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira kasko sigortasında aslolan amaç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır.
Yine 2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesi gereğince trafikte tescil edilmiş araçların noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devir işlemleri geçersizdir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut olaya baktığımızda; davacı şirkete kasko sigortalı araç 7.7.2004 tarihinde davalı sigortalının park ettiği yerden çalınmış, davacı sigortacı ibraname karşılığında sovtaj bedeli ile birlikte davalı sigortalısına 22.9.2004 ve 6.4.2005 tarihlerinde toplam 22.950 TL araç bedelini ödemiştir. Çalınan araç 4.2.2005 tarihinde hasarlı şekilde bulunmuş, 18.2.2005 tarihinde davacı şirket yetkilisine teslim edilmiştir. Davalı tarafından davacı şirket yetkililerine, aracın 3.kişilere satılması hususunda noterden 5.4.2005 tarihli vekaletname verilmiştir. Aracın satış işlemleri yapılmadan, davalının başka vergi borçları nedeniyle 16.10.2006, 14.12.2006 ve 5.4.2007 tarihlerinde araç üzerine hacizler konulmuş, davacı … bu hacizler nedeniyle aracın 3.kişilere satış ve devrini yapamadığından 13.3.2007 tarihli ihtar ile davalıdan aracın ağır hasarlı olarak geri alınmasını ve ödenen meblağın iadesini istemiş, davalının ihtarda belirtilen hususları yerine getirmemesi üzerine de eldeki davayı açarak 8.500 TL sovtaj bedelinin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, teslim ve vekaletnameden sonra sovtaj davacı şirkete ait olacağından, araç üzerine konulan hacizlerin sorumlusunun süresinde üzerine devralmayan davacı olduğunu, araca haciz konulmasında davacının kusurunun bulunduğunu, hacizlerin terkinini davacının kendisinin isteyebilecek konumda olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.
2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesine göre sigortalı aracın mülkiyeti, noter satışı olmadığından halen davalı sigortalı üzerindedir. Satış için vekaletname verilmesi ile yada sovtaj bedeli ile birlikte araç bedelinin ödenmesi ile aracın mülkiyetinin davacı şirkete geçtiği kabul edilemez. Bu durumda davacıya sovtaj bedelinin iadesi gerekir. Ancak davacı şirket aracın satışı için davalıdan 5.4.2005 tarihinde vekaletname aldığı halde, araç üzerine konulan ilk haciz tarihi olan 16.10.2006 tarihine kadar yaklaşık 1 yıl 6 aylık süre içinde satış işlemini yapmamış makul süreyi aşarak, zararın artmasına sebebiyet vermiştir. Bu nedenle ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmesi hakkaniyete uygun düşmemektedir.
O halde mahkemece, davalıya gönderilen 13.3.2007 tarihli ihtar yazısının davalıya tebliğ tarihinin tesbit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Sigorta AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.