YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8924
KARAR NO : 2009/9131
KARAR TARİHİ : 29.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı borçlu Özel … Sürücü Kursu Ltd. Şti.’nin borçlarına 9.7.2004 tarihinde kefil olan davalı …’in amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla … Köyiçi mevkii, 9672 parselde, A Blok, Zemin kat, 1 nolu bağımsız bölümü 10.5.2005 tarihinde borçlu şirket ortağı ve müdürünün kızı olan davalı …’e sattığını belirterek, tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı şirket ile … vekili dava konusu taşınmazın üzerindeki ipotek borcu nedeniyle borçlu … tarafından satışa çıkarıldığını 30.250.00.-YTL bedelle alındığını satış bedeliyle ipotek borcunun ödendiğini, müvekkili ile borçlunun eşi arasında kira alacağından dolayı davalar olduğunu, şirketin vergi borcu ve tasarrufu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davalı şirketin dava konusu tasarrufun tarafı olmadığı, diğer davalılar … ve… yönünden ise borçlunun dava konusu taşınmazı üzerindeki ipotek nedeniyle icra yoluyla satışına engel olmak amacıyla sattığı ve…’in de bu amaçla satın aldığı, ödeme emrinin tebliğ tarihi itibarıyla bunun aksinin kabul edilemiyeceği, taşınmazın tapudaki satış bedeliyle gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı satış bedeliyle taşınmaz üzerindeki banko ipotek borcunun ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verimiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı AATUHK’nun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Yasanın 30.maddesinde, borçlunun malı bulunmadığı veya borca
yetmediği takdirde, amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muameleler borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu öngörülmüştür.
Somut olayda borçlu … dava konusu taşınmazı borcun doğumundan sonra ve ödeme güçlüğü içinde iken eşinin şirket ortağının kızı, davalı …’e satmıştır. Takip konusu borç davalı üçüncü kişinin annesinin de ortağı ve müdürü olduğu Özel … Sürücü Kursu Ltd. Şti.’nin faaliyet konusu ile ilgili olup dava konusu taşınmaz fiilen borçlu tarafından kullanılmaktadır.
Mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı …’in 6183 sayılı Yasanın 30.maddesi gereğince borçlunun kamu alacağının tahsiline olanak vermemek amacıyla tasarrufta bulunduğunu bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılması karşısında davanın kabulüne ve dava konusu tasarrufun dava konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, davalı şirket hakkındaki dava husumet yokluğundan reddedildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket yararına AAÜT’nin 7.maddesine göre maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.