YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9074
KARAR NO : 2010/3661
KARAR TARİHİ : 20.04.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait dorsenin davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın satılması için bırakıldığı yerden çalındığını araç bedelinin sigortalıya ödemediğini belirterek 25.000 TL tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait dorsenin trafikten çekilmiş olduğunu,aracın boş arsa üzerine park edildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre olaydan sonra düzenlenen olay yeri tespit tutanağında aracın çalındığına dair iz ve emare bulunmadığının belirtildiği, resmi belge niteliğinde bulunan tutanağın aksinin davacı tarafından ispat edilemediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu,davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.Ancak sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında
Kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacıya ait dorse davalı … tarafından 6.1.2006-2007 tarihlerinin kapsayacak şekilde kasko sigortası ile sigortalanmıştır. Sigorta sözleşmesine konu dorse park halinde bulunduğu yerden 28.9.2007 tarihinde çalındığı iddia edilmiştir. Davalı … dorsenin sigorta şirketinden kasko bedelini alabilmek için çalınmış gibi gösterildiğini savunmuştur. Davacının başvurusu üzerine düzenlenen olay yeri tespit tutanağında dorsenin çalındığının iddia edildiği bölgede aracın çalındığına dair herhangi bir teker yada insan izine rastlanmadığı ,sigortadan para alabilmek için bu şekilde ihbar yapıldığının düşünüldüğü belirtilmiştir.Rizikonun teminat haricinde kaldığını ispat yükü davalı … şirketine ait olduğuna göre bu hususu soyut değil somut delillerle ispat etmesi gerekir. Davalı … tarafından rizikonun teminat dışı olduğuna dair somut deliller bildirilmediği gibi, davacının aracı çalınmış gibi gösterdiği hususu ispat edilememiş, , sigorta teminatı dışında kalan hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi kasten ve kötüniyetle ihbar edildiği de kanıtlanmış değildir. Mahkemece davacı tarafından lay yeri görgü tespit tutanağının aksi ispat edilmediği belirtilmiş ise de tutanakta olayın oluş şekli ile ilgili kesin bir belirleme yapılamamış olup sadece tutanak düzenleyicilerinin kanaatinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Tutanak içeriğine göre de soyut olarak belirtilen bu husus davalı şirket tarafından somut delillerle ispat edilmemiştir. Bu hale göre mahkemece davalı … tarafından rizikonun teminat harici olduğu ve ispat yükünün yer değiştirdiğinin ispat edilememiş olması nedeniyle tazminattan sorumlu tutulması gerekirken rizikonun teminat dışı olduğu somut delillerle kanıtlanmadığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.