YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9274
KARAR NO : 2010/2664
KARAR TARİHİ : 25.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını davalının ihbara rağmen hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak üzere şimdilik 15.000 TL tazminatın olay tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya konu kazanın kasko sigorta poliçesi düzenlenmeden önce meydana geldiğini bu nedenle tazminat kapsamında kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı … şirketinin poliçe tanzim tarihinden önce meydana gelen kazadan dolayı sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken
Sigortalının veya araç kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu olaşın maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
TTK’nun 1282. Maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu rizikonun (hasarın) kasko poliçesinin tanziminden önce mi sonra mı meydana geldiği hususunda toplanmaktadır. Mahkemece davalı tanığı …’ın beyanına göre kazanın poliçe tanzim tarihinden önce meydana geldiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. … 20.4.2009 tarihli keşifteki ifadesinde tarihleri pek aklında tutamadığını kazanın tahminine göre Ramazan ayı içinde olabileceğini tam hatırlamadığını öyle sandığını ancak bunu kesin söyleyemediğini beyan etmiştir. Taraflar arasında düzenlenen poliçe 29.9.2008-29.9.2009 vadeli olup, 2008 yılında Ramazan Bayramı 30.9.2008 ila 2.10.2008 tarihleri arasına isabet etmektedir.
Davacı tarafın 14.10.2008 tarihinde karakola müracaatı üzerine aynı tarihte görevli polis memurlarınca düzenlenen görgü tesbit tutanağında davacı aracının çevirme duvarına çarpmış şekilde hasarlı olduğu aracın parçalarının yerlere saçılmış olarak görüldüğü belirtilmiş, davacı 14.10.2008 tarihli Karşıyaka Polis Merkezi Amirliğine verdiği ifadesinde oluş şeklini anlatmış yine aynı tarihte alkollü olmadığına dair rapor düzenlenmiştir. Keşifte dinlenen davacı tanıkları hatırlayabildikleri kadarıyla kazanın Kurban Bayramından önce olduğunu beyan etmişlerdir.
Resmi görevlilerce de düzenlenen görgü tesbit tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Hükme esas alınan davalı tanığı beyanında olayın tam ve kesin olarak Ramazan ayı içinde olduğunu söylememiştir. Rizikonun poliçe tanziminden önce meydana geldiğini ispat yükü davalı … şirketindedir.
O halde mahkemece, görgü tesbit tutanağında isim ve imzaları bulunan tutanak tanıklarının dinlenilmesi, gerektiğinde araçta oluşan hasar miktarı yönünden uzman bilirkişiden rapor alınması, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.